-
Metin harika, çok derinlikli. Çatışmaları işleyişi o kadar sahici ki. Tüm ikilemler karşında duruyor öyle. Güldürüyor, düşündürüyor. Hayat gibi. Sanki bir filmin içinde gibi hissettirdi. Dekor şahane. Oyuncular genel olarak iyiydi ama sayın Pervin Bağdat, şahaneydi. O kadar sevimli ve doğal oynadı ki. İkinci yarıdaki değişim bile dozajında ve gerçekti. Tebrik ederim son zamanlarda izlediğim en iyi oyun.
-
Sevil Akı ve Pervin Bağdat'ı karşılıklı izlemenin çok keyifli olduğu iyi bir oyun. İki kadının dünyaya, olaylara bakış açıları ve yaklaşımları "aynı dünyada farklı yaşama"nın nasıl olabildiğini çok iyi şekilde yansıtmışlar. Oyunun dekoru Barış Dinçel elinden çıkmış ve her zamanki gibi muazzam. Akıcı, düşündürücü ve iyi kotarılmış bir oyun olduğunu düşünüyorum. Alkışları bol olsun.
-
Savaş'ın toplumsal yıkımların yanı sıra insanların küçük hayatlarına nasıl etkileri olur? Binlerce km ötede ya da hemen yanı başımızda olması fark etmeksizin, neye ne kadar etkimiz olabilir? Yaptığımız iş ile vicdanımız arasında kalmak nasıl sorularla bırakır bizi? Hayat her şeye rağmen yaşanırken belki de müzikaller gerçekten iyi gelir hepimize. Sarah ve James'in birliktelikleri kaybetme korkusu,
Vicdan muhasebesi, hayatın belirlenen ritmi içinde başka bir yöne doğru çevrilirken, kendin olabilmek ve istediğini yapabilmek ne anlama gelir insan için? Ve evet hep bir savaş içindeyiz sadece boyutu farklı. Oyun bazı anlarda ritimsiz ve zoraki ilerliyor, aşina olduğumuz sorularla karşı karşıya kalırken Pervin Bağdat'ın o ciddiyet içindeki zıpır halleri ironik ve zaman zaman komik anlar yaratıyor. Sevil Akı ve Pervin Bağdat oyunculuklarda öne çıkıyor kanımca. Müziklerini oldukça beğendiğim oyunun dekoru da bir o kadar güzel. Emeği geçen herkese teşekkürler.
-
Savaşın, soykırımın ve kutuplaşmanın dur durak bilmediği bir dünyada giderek duyarsızlaşan insanlığa sorgulama alanı açan bir hesaplaşma.
•••••
İBB Şehir Tiyatroları’yla bu sezon yıldızımın bir türlü barışmamasına “Öylece Durur Zaman” ile biraz olsun ara vermiş bulunuyorum. Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınan oyun, savaş bölgelerinde yıllarca fotoğrafçılık yapan bir basın emekçisinin yaşadığı kırılma sonucu evine dönmesiyle yaşadığı süreci hem toplumsal hem de bireysel konular odağında irdeliyor. İç hesaplaşmanın birbiri ardına sorduğu sorularla ve gelişen olaylar neticesinde seyircisine de bugünün dünyasına dair bir düşünme alan açan oyun, derli toplu metni ve bunun altından kalkan oyunculuklarıyla tatmin ediyor. Gazetecilik, savaş gerçeği, ahlak ve travma meselelerini düşünmeye iten oyun, kesinlikle şans verilmeyi hak ediyor.
-
Oyunun metnini, karakterler uzerinden zit fikirlerin ortaya konusunu sevdim. Kadin oyuncular dokturuyor, ama erkekleri ozellikle Murat Coskuner'i kotu buldum. Benim seyrettigim gune ozelmiydi bilemiyorum, sanki biraz yorgun ve bikkin gibiydi. Sahne degisimlerinde alkislamak yeni modami cikti acaba, oldukca garibime gitti. Tamam bir performansi cok begenip bir kere alkislarsin -ki onu da cok tercih etmem ama gaza geldiniz diyelim- her sahne degisiminde alkislamak nedir ey Gazhane seyircisi. Yakinda klasik muzik konserlerinde oldugu gibi, bolum sonlarinda alkislamayin uyarisi gelecek tiyatroya da... Oyunun biraz daha ilgi cekici olabilmesi icin de, o sahne gecislerini biraz hizlandirmak lazim sanki. Guzel metin ama akmadigi icin, tempo dusuklugunden bir yerden sonra sizi kopariyor oyundan. Pervin hanim'in sevimli salak halleri ile azicik toparliyor iste...
Öylece Durur Zaman / İstanbul Şehir Tiyatroları