İstanbul Devlet Tiyatrosu repertuvar çeşitliliği konusunda bu yıl hayal kırıklığı uğratsa da izlediğim bazı oyunlardan çoğunlukla tatmin oldum diyebilirim. Friedrich Dürrenmatt imzalı ve Barış Erdenk rejisiyle sahnelenen “Büyük Romulus” da o oyunlardan biri olarak hafızamda yer edinmeyi başardı. Son Roma imparatoru Romulus Augustulus’un düşüşünü konu alan ve absürt unsurlarıyla bir kara komedi sunan oyun, siyasi kayıtsızlık üzerinden seyircisine devlet, iktidar, hakimiyet, kahramanlık, sorumluluk ve karar verme yetisi kavramlarına dair geniş bir sorgulama alanı aralıyor. Ele aldığı kavramları tersyüz ederken savaşı sona erdirmek adına eylemsizliği seçen imparatorun bakış açısıyla seyirciye yeni bir bakış açısı kazandıran metin, oyunun en büyük gücü oluyor. İmparatorluğun “bilinçli” bir eylemsizlikle kaderine razı bırakılması ve savaşın yıkıcılığına karşı takınılan “pasif direniş”, hikayenin absürt unsurlarıyla birlikte dikkat çekici bir şekilde sahneleniyor.
•••••
Oyunun ritmi belli anlarda düşül yaşasa da müzik ve dansın olduğu bölümlerle dinamik bir atmosfer yaratılıyor. Bunun yanında özellikle sahne, kostüm ve ışık tasarımları oyunun görsel dünyasına çok iyi hizmet ederken özellikle tavukları canlandıran genç oyuncuların varlığı, anlatıma ayrı bir güzellik katıyor. Devlet eleştirisi içeren birçok replik ise günümüzle rahatlıkla bağdaştırılabiliyor. Bu noktada zihnime kazınan repliklerden biri şu oldu: “Bir devlet, cinayet işlemeye karar verdiği zaman kendine vatan adını takar.” Tüm ekibin emeğine ve enerjisine sağlık.
Belki tam anlamıyla bir tiyatro oyunu diyemeyiz fakat stand up, müzikal ve kabareyi eğlenceli bir şekilde harmanlayan İpek Türktan'ın sahneyi her dakika ustalıkla dolduran performansı, izlenmeyi kesinlikle hak ediyor. Seyirciyle interaktif bir akış içinde zaman zaman doğaçlamanın da yönünü belirlediği performansın her anı, zihni boşaltıp 90 dakikalığına eğlenmek için dopdolu bir deneyim sunuyor.
Büyük Romulus / İstanbul Devlet Tiyatrosu