Savaşın, soykırımın ve kutuplaşmanın dur durak bilmediği bir dünyada giderek duyarsızlaşan insanlığa sorgulama alanı açan bir hesaplaşma.
•••••
İBB Şehir Tiyatroları’yla bu sezon yıldızımın bir türlü barışmamasına “Öylece Durur Zaman” ile biraz olsun ara vermiş bulunuyorum. Pulitzer ödüllü yazar Donald Marguiles tarafından kaleme alınan oyun, savaş bölgelerinde yıllarca fotoğrafçılık yapan bir basın emekçisinin yaşadığı kırılma sonucu evine dönmesiyle yaşadığı süreci hem toplumsal hem de bireysel konular odağında irdeliyor. İç hesaplaşmanın birbiri ardına sorduğu sorularla ve gelişen olaylar neticesinde seyircisine de bugünün dünyasına dair bir düşünme alan açan oyun, derli toplu metni ve bunun altından kalkan oyunculuklarıyla tatmin ediyor. Gazetecilik, savaş gerçeği, ahlak ve travma meselelerini düşünmeye iten oyun, kesinlikle şans verilmeyi hak ediyor.
Birbirini sarıp sarmalayan ve iyileştirme cesaretini bulan iki kadının hüzünlü fakat umut filizlerini de yeşerten hikayesi… Fazlasıyla “Çağan Irmak işi” dedirtecek bir oyun.
•••••
Sezonun yeni oyunlarından olan “Palamut Zamanı”nı tanımlamak istesem kısaca bu ifadeleri kullanmam yeterli olacaktır diye düşünüyorum. Yıllar sonra sahneye yeniden dönenler, bir hevesle tiyatro yapmak isteyenler ya da sinema/dizi dünyasındaki projelerinin yanında CV’sine tiyatro oyunu da eklemek isteyenleri son birkaç sezonda sıklıkla görüyoruz. Bugüne kadar yazıp yönettiği birçok dizi ve filmle seyircinin sahiplendiği projelere imzasını atan Çağan Irmak da yazıp yönettiği oyunla ismini yazdırdı. Farklı kuşaktan iki kadının kaderin bir cilvesi ile kesişen hayatlarını anlatırken sosyal medya/sanal dünya ve toplumdaki linç kültüründen yalnızlığa itilmeye uzanan hikayeyi de sahneye taşıyan oyun, Çağan Irmak’ın sinematografisinde rastlayacağımız türden bir hikayeyi kendisinin aşina olduğumuz üslubuyla anlattığı bir proje. Sınırlarını son derece iyi bildiği ve uyguladığı bu güvenli alanı yazıp yönettiği ilk oyununda sahneye taşımasını bu yüzden “risk almaktan çekinen” şeklinde tanımlamak kendisine haksızlık olur. Bilakis bu güvenli alanı son derece tatmin edici şekilde kullanmasını takdir etmek gerek.
•••••
Ele aldığı konuyu son derece melodramik ve Yeşilçamvari bir üslupla aktaran oyun, bir ifşa skandalı sonrası kariyeri sarsılan genç bir oyuncu olan Burcu’nun sahil kasabasında yalnız yaşayan Nermin’in evine sığınmasını geçmişten bugüne değişmeyen linç kültürü, utanma, benliğinden uzaklaşma ve kendini toplumdan soyutlama gibi kavramları masaya yatırıyor. Bunu yaparken dram kadar mizaha da alan açan metin, şöhret dünyasının yanıltıcı parıltısı kadar yalnızlığın gerçek ve korkutucu derinliğini de yansıtıyor. İki farklı ve zıt gibi görünen kuşağın farklılıklarının birbirini ittiği fakat benzerlikleriyle birbirine bağlandığı oyunda hem bireysel hem de kuşaklar arası bir yüzleşmeye tanıklık ederken “iyileşme”nin mümkün olduğunu tekrar tekrar yüzümüze çarpan bir olma eylemini de hatırlıyoruz. Bu bağlamda Palamut Zamanı’nın odağındaki “unutulma korkusu” ile “yeniden başlama cesareti” arasındaki ince çizgi, seyirciye yaşamın ta kendisini sunuyor.
•••••
Gamze Kuş’un son derece özenerek kurguladığı sahne tasarımıyla seyirciyi yakalamayı başaran oyun, alt ve üstteki alanlarında akan hikaye ile bugünü ve geçmişi sinematografik bir şekilde sunmayı başarıyor. Sahnenin üst kısmında yer alan yarı saydam perdenin aynı zamanda hikayedeki ekranların yansıtıldığı bir araca dönüşmesi de dikkat çeken noktalar arasında yer alıyor. Başrollerini Ayda Aksel ve Alina Boz’un paylaştığı oyunda diğer oyuncuların hikayedeki ağırlığı belli noktalarda kendini hissettiriyor. Özellikle Ayda Aksel’in performansıyla parmak ısırttığı oyunda Alina Boz’un ilk tiyatro tecrübesindeki oyunculuğu da oyunu baltalamayacak yeterlilikte olduğu söylenebilir. Hikayesiyle Yeşilçam’dan sinemamızdaki cinsellik ve seks furyası filmlerine yaşanan değişim kadar, 1980 Darbesi sonrası yaşanan dönüşüm ve günümüzdeki linç kültürü ile mağdur olanın suçlu, failin ise konuşulmadığı bir düzene ışık tutan Palamut Zamanı, eleştirilecek noktalarına karşın derdini eli yüzü düzgün biçimde aktarmayı başaran bir oyun. Özellikle bugün tiyatro alanında üretim yapan birçok ismin bunu dahi başarmakta zorlandığı günümüzde Çağan Irmak’ın cesareti ve ortaya çıkardığına saygı göstermek gerektiğini düşünüyorum. Seyircinin yüreğine dokunmayı başaran oyunun yolu açık olsun.
Öylece Durur Zaman / İstanbul Şehir Tiyatroları