İBB Şehir Tiyatroları'ndan yine yeniden nereye vardığı belli olmayan bir oyun... Yaşam biçimleri neredeyse tamamen zıt olan fakat belli yönleriyle benzerlikler de taşıyan iki karakterin hikayesini sahne tasarımının ihtişamına yakışmayacak bir uyarlama ile sahneye taşıyan oyun, pek çok unsuruyla havada kalan bir yapıya sahip. Fazlasıyla uzatılan bir hikaye ve kimyaları pek uyuşmayan başrol karakterleri yetmiyormuş gibi her anlamıyla sırıtan gereksiz bir üçüncü karakterin varlığı, oyun için adeta fecaat oluyor. Derin anlamların çıkarmanın mümkün olmadığı fakat donuk yapısıyla ortalamayı dahi yakalamakta zorlanan oyun, bir şekilde kendini izletmeyi başarsa da tatmin etmekte zorlanıyor.
Mizahı kadar içindeki ince nüanslarıyla dram dozu da tam kararında ayarlanmış bir oyun.
•••••
Dram ağırlıklı oyunların ciddi bir ağırlıkta olduğu bu sezon, nihayet içinde komedi unsurları da barındıran bir oyun izlediğim için son derece mutlu oldum. Yaşamlarımız zaten onca dertle çevrelenmişken tiyatroda bunları geride bıraktığımız hatta zihnimizi biraz olsun boşalttığımız bir oyunla karşılaşmak gibisi yok. Federico Fellini’nin “I clowns (Palyaçolar)” filminden esinlenerek Matei Visniec’in kaleme aldığı “Küçük Bir İş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor” oyunu da tam buna hizmet eden bir üsluba sahip. Yuvarlak bir platform ve tek mekanda geçen hikaye boyunca cazibesi kalmayan ve neredeyse unutulmaya yüz tutmuş palyaçoluk mesleğini yıllardır sürdüren üç arkadaşın “küçük bir iş” ilanına başvurması sonucu uzun yıllar sonra yeniden bir araya gelmelerini izliyoruz. Aradan yıllar geçmiştir ve üçü de yaşlanmıştır fakat o eski güzel günleri yeniden yaşamak adına başvurdukları küçük bir iş dahi onlar için kocaman ve iç ısıtan bir umut olur. Yeniden bir araya geldiklerinde hiç birisi eskisi gibi değildir ama geçmişin o yaşanmışlıklarını yeniden yad etmek onlara o kadar iyi gelir ki yaşlılığı, unutulmuşluğu ve işsizliği biraz olsun unuturlar.
•••••
Oyun metninin dram ve komedi arasında salınan kıvrak yapısı, hikayenin akışını dinamik bir hale bürürken Tolga Tekin, Cüneyt Mete ve Turan Günay’ın performansları kendini keyifle izletiyor. Bu noktada güldürü ögelerinin varlığı oyunun mizahi anlamda repertuvarını güçlü kılıyor. Tadı damakta kalan, matrak ve tatlı bir oyun. Tüm ekibin emeğine sağlık.
Kahvaltıya Kalsana / İstanbul Şehir Tiyatroları