Uçurumun kenarında, ya hep beraber ya hiç birimiz…
•••••
Türkiye’nin siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel başta olmak üzere her alanda giderek yozlaştığı bugün, sahneye taşınan yerli ve nitelikli bazı metinler aracılığıyla bugünü daha iyi irdeliyoruz. Bahçe Galata’nın seyircisiyle buluşturduğu ve Yaşam Özlem Gülseven’in yazdığı “Leziz” de o metinlerden biri olarak 50 dakikalık minimal anlatısı içine Türkiye’nin mevcut düzen(sizliğ)ini ustaca sığdırmayı başarıyor. Anıl Can Beydilli’nin yönettiği ve oyuncu kadrosunda Ceren Taşçı, Dilşah Demir ve Metin Coşkun’un yer aldığı oyun; cesur metni, ajitasyona kaymayan anlatımı, bizzat toplumun içinden özenle seçilmiş karakterleri ve sevgiyle aşkı merkezine oturtan yaklaşımıyla içimize biraz olsun umudu serpiştiriyor.
•••••
Bazen olmadığınız biri gibi davranıp benimsemediğiniz fikirlerin peşinden koştuğunuz oldu mu hiç? Bu soruya “evet” veya “hayır” cevabını vermiş olunsa dahi Leziz, seyircisini dışlamayan sevecen tavrı ve buna eşlik eden “bizden” karakterleri ile zıt yönlerde değil yan yana durmayı, birbirimize nefretle değil dostça bakmayı ve en önemlisi kendi düşüncemizi utanmadan haykırmanın güzelliğini yansıtıyor. Hayatta kalma yolları farklı olsa da birbirine tutunmayı seçen iki kadının kararlılığını sahneden haykıran oyun, seyircisine çok önemli bir soru yöneltiyor: Kimliğini, tercihini, seçimini cesur bir şekilde yansıtan bir kişi mi olmalısın yoksa bunları gizleyerek korkakça mı yaşamalısın? Dışarının içeri sızmasıyla en güvenli alan sandıkları evlerinde kimliklerini ve kırılganlıklarını yeniden tartışmak zorunda kalan karakterlerin yüzleştiği kaldığı bu durum, kendileri için bir testin de ötesine geçerek aidiyet kurma biçimlerini masaya yatırıyor. Cinsel yönelimi nedeniyle ayrımcılığa uğrayan bireyler veya cinsiyet normlarının dışındaki kimlikleri nedeniyle toplumun çeşitli alanlarında önyargı, dışlanma, şiddet ve hak ihlalleriyle karşı karşıya kalanlar metnin odağında yer alırken konut krizi, kötü ekonomi yönetiminin yol açtığı kitlesel bunalım, geçim sıkıntısı ve işsizlik gibi trajik sorunlar da beraberinde kendine yer buluyor. Her şeye rağmen sevmenin, sevilmenin, sevgiyi çoğaltmanın ve uçurumun dibinde birbirini kollamanın umudunu aşılayan Leziz, kanımca aceleye getirilmiş finaline rağmen isminin karşılığını veren bir yapım.
•••••
Ceren Taşçı, Dilşah Demir ve Metin Coşkun’un birbiriyle son derece uyumlu oyunculukları, Tuğba Sorgun’un dramaturjisi ve Yasin Gültepe’nin ışık tasarımıyla anlamlı bir bütüne dönüşen oyun, Bahçe Galata’nın farklı noktalarının da akıllıca kullanıldığı bir anlatım sunuyor. “Nefretin yerini sevginin aldığı bir topluma umarım bir gün kavuşabiliriz.” dileğimi de bırakarak tüm ekibi kocaman kucaklıyorum.
Bir bedene ve zihne kaç kadının yaşanmışlığı, acısı, hayal kırıklığı, üzüntüsü ve kederi sığabilir?
•••••
Tiyatromuzda atılan her cesur adımın eksikleri ve hataları olsa dahi desteklenmesi taraftarı biri olarak bir metni hem yazan hem de yöneten ve üstelik sahnede tek başına oynayan bir oyuncunun neler yapacağını her daim merak ederim. Baba Sahne yapımı olan ve Özge Arslan’ın yazdığı, yönettiği ve oynadığı “Nokta” oyununu da tahlilini yapmak amacıyla dikkatle takip ettim. Geçmişten bugüne uzanan bir zaman diliminde kadınları metninin merkezine yerleştiren Arslan’ın çıkış noktası heyecan uyandırırken sahnede kâh karakterden karaktere büründüğü kâh seyirciyle etkileşimi de diri tutan bir anlatıcı rolüne büründüğü oyun; zamanın, toplumun ve kültürün içinde var olmaya çalışanları bellekten belleğe aktarıyor. Tam bu anda sahnede Özge Arslan’ın bedeni; Afrika’nın bir kabile şarkısına, bir alter kişiliğin parçalanışına, Afife Jale’nin son nefesine, kırmızı halıda yürüyen magazinleşmiş bir suçluya ve makineleşen insanın soğuk yüzüne dönüşüyor. Onların karşı karşıya kaldıkları ve kalmak durumda bırakıldıkları durum, insanlığın birer utanç yükü oluyor.
•••••
Metnin iyi bir niyetle yazılmış yanı, anlatıyı ilgi çekici ve yüzleşmeye de çeviren bir tona bürüse de yer yer didaktikleşen yapısı yüzünden ritmini kaybediyor. Metnin bu defoları oyuna fazla güç kaybettirmese de göze çarpıyor. Buna karşın Arslan’ın seyirciyi kucaklayan, onunla pozitif iletişim kuran, yer yer takılan ve doğaçlama anlarla bezeli harika oyunculuğu ile Kerem Çetinel imzalı sahne ve ışık tasarımı oyunu ayaklar üzerinde tutuyor. Artı ve eksileriyle değerlendirildiği vakit seyircisini fazla üzmeyen oyuna kesinlikle şans verilebilir. Tüm ekibin emeğine sağlık.
Leziz / BahçeGalata