Hikayesi Önem Günal’a ait olan ve Anıl Can Beydilli’nin yazıp yönettiği “Ballı Süt”, gerek merkezine aldığı konu gerekse Tülin Özen ve Nilperi Şahinkaya’yı sahnede ilk kez bir araya getirmesi vesilesiyle bu sezon izlemek için heyecan duyduğum oyunlardan biriydi fakat ne yazık ki hayal kırıklığından öteye geçemedi.
•••••
Türkiye ve dünyanın yıllar içindeki değişimi gibi dönüşen ve başkalaşan iki kız kardeşin hikayesini anlatan oyun, beraberinde inişli çıkışlı aile bağları, yaşanan travmaya verilen tepkiler ve yüzleşmenin getirdiği ağırlık etrafında dolanmasına karşın bir türlü derinleş(e)meyen anlatımıyla damakta “süt köpüğü” etkisi bırakıyor. Yıllar içinde birbirinden uzaklaşmalarına karşın yeniden bir arayla gelişle birlikte beliren farklılıklar ve çatışmalarla ana damarını beslemeye çalışan oyun, mizah yönünün ağırlığını hissettirmesi yüzünden gereken etkiyi bırakamıyor. Derya ve Asiye’nin hikayesinin güçlü kalmak, yalnızlaşmak ve birlikte iyileşmenin mümkün olup olmadığı sorusu etrafında ilerleyen tonu içinde yüzleşmenin seyirciye yansıyan yüzü, kelimenin ağırlığını kaldıramıyor.
•••••
Üç farklı zaman diliminde ilerleyen oyunda zaman geçişleri, mekanın değişimi için de bir soluklanma fırsatı sunarken bu birkaç dakikalık dilim boyunca sahnenin yukarısında yer alan üç ekranda Türkiye ve dünya tarihinin unutulmaz siyasi, ekonomik, kültürel, sportif ve toplumsal pek çok olayını hafızamızda tazeliyoruz. Tülin Özen ve Nilperi Şahinkaya’nın sahnedeki partnerliği performans anlamında her ne kadar doyurucu olsa da metinle karşılaştırdığımızda birkaç beden büyük geliyor. Üzgünüm fakat olmamış.
İstanbul Devlet Tiyatrosu repertuvar çeşitliliği konusunda bu yıl hayal kırıklığı uğratsa da izlediğim bazı oyunlardan çoğunlukla tatmin oldum diyebilirim. Friedrich Dürrenmatt imzalı ve Barış Erdenk rejisiyle sahnelenen “Büyük Romulus” da o oyunlardan biri olarak hafızamda yer edinmeyi başardı. Son Roma imparatoru Romulus Augustulus’un düşüşünü konu alan ve absürt unsurlarıyla bir kara komedi sunan oyun, siyasi kayıtsızlık üzerinden seyircisine devlet, iktidar, hakimiyet, kahramanlık, sorumluluk ve karar verme yetisi kavramlarına dair geniş bir sorgulama alanı aralıyor. Ele aldığı kavramları tersyüz ederken savaşı sona erdirmek adına eylemsizliği seçen imparatorun bakış açısıyla seyirciye yeni bir bakış açısı kazandıran metin, oyunun en büyük gücü oluyor. İmparatorluğun “bilinçli” bir eylemsizlikle kaderine razı bırakılması ve savaşın yıkıcılığına karşı takınılan “pasif direniş”, hikayenin absürt unsurlarıyla birlikte dikkat çekici bir şekilde sahneleniyor.
•••••
Oyunun ritmi belli anlarda düşül yaşasa da müzik ve dansın olduğu bölümlerle dinamik bir atmosfer yaratılıyor. Bunun yanında özellikle sahne, kostüm ve ışık tasarımları oyunun görsel dünyasına çok iyi hizmet ederken özellikle tavukları canlandıran genç oyuncuların varlığı, anlatıma ayrı bir güzellik katıyor. Devlet eleştirisi içeren birçok replik ise günümüzle rahatlıkla bağdaştırılabiliyor. Bu noktada zihnime kazınan repliklerden biri şu oldu: “Bir devlet, cinayet işlemeye karar verdiği zaman kendine vatan adını takar.” Tüm ekibin emeğine ve enerjisine sağlık.
Ballı Süt / Kadar