Her gördüğünüz aile mutlu bir aile değildir, maalesef. Kimi aileler vardır ki, çocuk anaya babaya düşmandır, kimi aileler vardır ki ana baba çocuğuna düşman. İşte bu tip sıkıntılı bir ailenin büyük kız evladı Müzeyyen’in babasına duyduğu öfkenin öyküsü anlatılıyor bu oyunda.
Ölüm döşeğindeki babaları için 2 kız evladı son kez baba evine çağrılır. Müzeyyen ve Çiğdem. Zıt karakterlerdir, yıllardır birbirlerinden kopuk yaşamışlardır. Oyunun ana karakteri Müzeyyen babasını sevmemektedir. Geçmişte yaptıkları için, çevresindeki tüm kadınları üzdüğü için. Baba evinde geçmişi ile hesaplaşmaya başlar Müzeyyen. Sertliği, açık sözlülüğü, dürüstlüğü, dirençli bir kadın olması bu hesaplaşmada galip gelmesine yetecek midir ?
Tek perde ve 45 dk. süren tek kişilik oyunda oyuncu Dilan Serinyel çok başarılı. Trabzon Devlet Tiyatrosu oyunu “Sessizlik, Kayıttayız!” oyununda oldukça etkileyici bir oyunculuk sergileyen, bana göre Türk Tiyatrosunun en umut vadeden genç oyuncularından. Sahne hakimiyeti, seyirci ile olan etkileşimi, sahneyi kullanma becerisi çok yüksek. Dekor oldukça sade, nostaljik bir mutfak masası. Oyunun duygusal değişimlerine eşlik eden ışık düzeni çok başarılı. Dilan hanımın kıyafetini ise oyunun içeriği ile çok uyumlu bulmadım. Argo ve cinsel kelimeler yerinde ve aynen hayatımızda karşımıza çıktığı haliyle kullanılmış. Oyunun başında seyircilere dağıtılan üzümlü kekler de güzel ve sıra dışı bir sürpriz oldu.
Karakterleri ve yaşananları ile çevremizde sıkça gördüğümüz veya duyduğumuz aile içi sorunları anlatan, her şeyiyle bizden olan bu sıcak oyunu izlemenizi öneririm. Özellikle babası veya annesi ile sorunlar yaşamakta olan gençler için yol gösterici olacaktır.
Görebilmek, duyabilmek, yürüyebilmek … Ne kadar da önemsiz gelir insana. Bir gün gelir de bu yeteneklerden birisini kaybettiğinizde anlaşılır kıymeti. Düşünsenize hayatınızın sonuna kadar zifiri bir karanlıkta yaşadığınızı, sevdiğiniz hiçbir şeyi göremediğinizi ! Böyle yaşamak asla istemezdim diye düşündüğünüzü duyar gibiyim …
İşte görme engelli büyük ozanımız Aşık Veysel’in hayatını anlatan biyografik oyunda yukarıda anlattığım duyguları yoğun bir şekilde yaşıyorsunuz. Küçük yaşta karanlık bir dünyaya giriş yapan Aşık Veysel, bu karanlıktan yüreğinin güzelliği ve sevgi dolu hayat görüşü ile aydınlığa çıkıyor. Usta oyuncu Osman Nuri Ercan’ın hem Veysel’e fiziksel benzerliği hem de canlı olarak çaldığı saz ve söylediği deyişler oyuna güzellik katıyor. Arka planda gölge şeklinde oyunu destekleyen görüntülerin video çekim olmaması ve canlı oyuncular tarafından canlandırılması da oyunun diğer güçlü bir yönü. Dekor sade, 2 elma ağacı, çeşme ve tahta bir oturaktan oluşmakta. Oyun 1 perde ve 75 dakika. Bazı gereksiz bölümler çıkarılıp 1 saate indirgenmesi isabetli olurmuş diye düşünmekteyim.
Başta görme engelliler olmak üzere engelli izleyiciler, saz çalanlar, saz dinlemeyi sevenler, türkü sevenler, deyiş söyleyenler, şiir yazanlar, İNSANI SEVENLER bu oyunu çok sever ve muhakkak izlemeliler. Büyük usta “Veysel gider adı kalır, Dostlar beni hatırlasın !” demiş ya, Dostların seni hiç ama hiç unutmayacak…
Aile Çay Bahçesi, Müzeyyen / 906 Performans