Soğuk Savaş dönemini yeni kuşak bilmez. Orta yaş kuşak zor hatırlar. Tiyatro dünyasında da o dönemi anlatan oyunlara pek rastlanmaz. İşte bizlere o dönemi anlatan, öğreten, hatırlatan çok keyifli bir komedi. Bu bağlamda Yönetmen Tayfun Güneyer ve tüm ekibe öncelikle teşekkür etmek isterim.
Berlin’in Doğu tarafında yaşayan yeni evli genç çift, baskıcı komünist düzenden bıkmış ve özgür! kapitalist dünyayı temsil eden Batı tarafına geçme hayalini kurmaktadırlar. Genç kadın, Berlin Duvarı’nın dibindeki bir evde yaşayan yatalak hasta bir kadına bakmak için işe girer. Ama asıl plan, evin altındaki gizli mahzene inmek ve Berlin Duvarı’nın altından geçen gizli tünelleri kullanarak Batı Berlin’e kaçmaktır. Ama yaşlı kadının çapkın oğlu efsanevi Doğu Alman Gizli Servisi STASI’nin önemli bir ajanı çıkınca işler karışır.
2 Perde ve ara dahil 2 saat 10 dk. süren oyunda, 1. ve 2. Perdenin başında Berlin Duvarı, Soğuk Savaş dönemi ve STASI hakkında video görüntüler eşliğinde o döneme ait bilgiler veriliyor ki bunu seyirci açısından son derece faydalı buldum. Oyun boyunca çok sert bir Sosyalizm eleştirisi ve Batı Kapitalizmine övgüler var. Ama bu Özgür ! Batının ezilen dünya halklarına o dönemden bugüne getirmiş olduğu özgürlükleri görünce de (Vietnam, Irak, Suriye, Libya, Afganistan, Gazze gibi) hangi sistem daha iyiydi sorusu ister istemez akıllara geliyor.
Oyunculuklarda başrolde ki yeni evli çifti canlandıran Kardelen Göktaş ve Samet Sünbül çok başarılı. STASI Ajanı İnanç Keteci, CIA Ajanı Serkan Yanar ve STASI Albayı Elif Yalçın da keza akılda kalıcı. Her perde için yarı bir dekor yapılmış. İlk perdede bir Doğu Alman evi, 2.perdede ise bir STASI karargahı inandırıcı bir şekilde sahneye konmuş. Sadece her 2 dekorda da camdan çok kısıtlı görünen Berlin Duvarı, arka planda ve çok daha büyük olarak resmedilseymiş bence çok daha etkileyici olurmuş. Çoğu seyirci camdan görünen yerin Berlin Duvarı olduğunu oyunun sonunda anladı. Kostümler dönemi yansıtmakta.
Soğuk Savaş dönemini bilmek, öğrenmek, o dönemden dersler çıkarmak günümüz jeopolitik stratejisi için çok önemli. Mesela Rusya’yı eski gücüne kavuşturan Putin eski bir KGB ajanı iken STASI’de de görev almış. Bu bağlamda hem yakın tarihi öğrenmek hem de bolca gülmek için bu oyunu kesinlikle izlemenizi öneririm.
Bu tek kişilik oyunu 5 yıl önce İstanbul Şehir Tiyatrolarında Levent Üzümcü oyunculuğunda izlemiş ve kelimenin tek anlamı ile bayılmıştım. Muhteşem bir oyundu. Oyunun yazarı ve yönetmeni Cengiz Toraman beydi. Şimdi Cengiz bey bu etkileyici oyunun yazarlık ve yönetmenliğine, oyunculuğunu da ekleyerek ustalık işini tamamlamış, tebrikler!
Oyun Osmanlı’nın son döneminde geçiyor. Girit’te yaşayan ve çok sevilen Demirci Rüstem ve ailesi, İngilizlerin ve onlara UŞAK olmayı çok seven Türk işbirlikçilerinin bir oyunu ile haksız yere İstanbul’a sürülüyor. Dürüst ve cesur bir insan olan Rüstem kısa zamanda İstanbul’da da ünleniyor. Oğlu Cemal’de elbette babasının izinden gidiyor. Tek perde ve 1,5 saat süren oyunu kimi zaman hüzünle ama çoğu zaman gülerek ve keyifle soluksuz izliyorsunuz. Geleneksel Türk Tiyatrosundan ve Meddahlıktan esinlenen oyunun başarısında şüphesiz Cengiz bey ustalığının çok büyük payı var. Sık sık seyirci ile etkileşime girerek (Hatta bazen sahneye çıkararak!) seyircinin oyuna bağlanmasını sağlıyor. Babalar ile Oğullar arasındaki genelde hiç açığa çıkarılamayan sevgi üzerine seyirci ile yaptığı dertleşme de unutulmayacak türden hüzünlü.
Dekor olarak Kahverengi Sarı (nostaljik) tonlarda, eski Girit ve İstanbul resimlerinden oluşmuş dev bir arka plan kullanılmış. Devlet Tiyatroları web sitesinde detaylı olarak görebilirsiniz. Kostümler döneme uygun ve inandırıcı. Işık, Müzik desteği ve şarkılar güzel fakat özellikle oyunun başlarında arka planda müziğin devam etmesi kimi replikleri bastırmakta.
Günümüz dünyasında artık neredeyse hiç göremediğimiz Dürüstlük, İnsanlık, Komşuluk İlişkileri, Yardımseverlik ve İnsan Sevgisi üzerine bir oyun izlemek istiyorsanız bu oyunu muhakkak seyrediniz.
Berlin Berlin (Duvarın Gölgesinde Bir Komedi) / Sivas Devlet Tiyatrosu