Gençlik yıllarımda çok şiir okumuş, çok şiir yazmış, yazdığı şiirler çok sevilmiş ve kitap yapalım teklifi almış birisi olarak, oyunun adı ve konusu daha oyunu izlemeden beni cezbetti. Fiziksel Tiyatro ile Şiiri birleştiren, Ölüm ve Yaşamı sorgulayan, etkileyici bir mistik oyun.
2 çocuk annesi, ailesine çok bağlı, bir trafik kazasında ölen Şair Piraye ile henüz annesinin karnında 7 aylıkken, babasının annesini tekmelemesi sonu erken doğup sadece bu dünyada 8 saat kalabilen Mısra’nın, “Şairler Mezarlığı” denen dünya ile ahiret arasında kalmış bir Araf’ta ki diyaloglarından oluşuyor oyun. (Bu arada bilgi vereyim, İran’ın Tebriz şehrinde gerçekten de sadece ünlü şairlerin yattığı bir Şairler Mezarlığı bulunmakta). Ölümün şokunu atlatamamış, hüzün ve keder içindeki Piraye ile yaşadığı Araf’a adapte olmuş, enerji ve sevgi dolu Mısra zıt karakterleri ve dünya görüşlerini temsil ediyor. Oyun metni üst seviye ve takibi için belli bir bilgi birikimi gerektiriyor. Yazar Ersin Doğan’ın usta işi benzetmeleri ve vurguları aklıda kalıcı. Örnek olarak oyundaki şu sözü unutmam pek mümkün olmayacak: “Unutulmanın İlacı bulunamadı!”. Öyle ya da böyle ne kadar sevilirse sevilsin ölen insanlar çabuk unutuluyor, yokluğuna herkes bir şekilde alışıyor. Ayrıca finale doğu insanoğlunun her ortamdaki çıkarcılığı ve bencilliği de eleştiriliyor.
Oyuncular Selena Demirli ve Dilek Uluer başarılı. Karakterlerini yaşayarak oynuyorlar. Oyun başta Üstün Akmen ve İsmet Küntay olmak üzere birçok dalda ödül aldı, dikkatinize sunarım. Bu başarı da şüphesiz oyunun dekoru, ışık düzeni ve efektlerinin büyük payı var. Duman, perde, gölge ve ışık desteği ile Araf inanılmaz etkili canlandırılmış. Diyaloglara göre değişen renkler zekice düşünülmüş. Oyun 1 perde ve 75 dakika. Süre 1 saate çekilse Klasik seyircinin oyunu daha çok sevmesi ve anlaması sağlanabilirmiş. Yakın tarihteki bazı siyasal olay ve cinayetlere yapılan atıfların oyunun genel yapısına uymadığını da belirtmem lazım.
Houseseat dijital tiyatro platformu üzerinden, Türkiye’nin her yerinden izleyebileceğiniz bu etkili, düşündürücü ve mistik oyunu seyretmenizi tavsiye ediyorum. Çünkü ülke insanımızın düşünmeye çok ihtiyacı var…
Geleneksel Türk orta oyunu türünde yazılmış sevimli bir komedi. 1981 yapımı ve başrollerinde Kemal Sunal ve Fatma Girik’in oynadığı film ile halkımızın gönüllerine yer etmiş bir Sadık Şendil eseri. Ki bu yazar yine çok sevilen “Yedi Kocalı Hürmüz” komedisinin yazarı ve “Neşeli Günler“, “Banker Bilo” ve “Gırgıriye” gibi birçok unutulmaz filmin de senaristi.
Osmanlı Devleti'nin son döneminde geçen oyunda, dönemin toplumsal yapısı, Kültürel farklılıklar, dinsel sömürü, ikiyüzlülük, çıkarcılık ve Kadınların var olma mücadelesi anlatılıyor. Küçük yaşta kimsesiz kalan Nigar, kaldığı konakta birçok eziyet çeker, hor görülür. Hatta sonunda evin küçük oğlunun tecavüzüne uğrar. Sokağa atılır. O günden sonra giderek güçlenen ve oyunu kuralına göre oynayan Nigar “Kanlı Nigar” olur ve tüm erkeklerden yaşadığı zulümlerin acısını çıkarmaya başlar.
11 kişilik kalabalık oyuncu kadrosu birçok tanıdık isimden oluşmakta. Ama şüphesiz Nigar rolünde yılların eskitemediği oyuncu Çiğdem Tunç, anlatıcı Abdi rolünde Deniz Salman ve Agah Efendi rolünde Yaşar Ayvacı çok başarılı. Dekor sadece arka planda eski bir İstanbul afişinden oluşmakta. Kostümler inanılmaz güzel ve dönemi aynen yansıtmakta, emek harcanmış. Müziklerin hepsi bildik, tanıdık Esin Engin eserleri. Ses konusunda ise sıkıntı var, özellikle büyük salonlarda arka tarafların birçok repliği duyması imkansız. Kesinlikle mikrofon kullanılmalı. Ayrıca oyun 2 perde ve ara dahil 2 saat 40 dakika. Bir de oyun sonunda Çiğdem hanım tüm oyuncuları tek tek ve detaylıca tanıtıyor. O süre ile birlikte oyun neredeyse 3 saat. Dolayısı ile dönüş planınızı bu bilgiye göre yapmanızda fayda var.
Halen Anadolu turnesinde olan bu oyuna sevdiklerinizle giderek, böyle bir eseri Anadolu halkına ulaştıran bu cefakar ve güzel ekibe destek olmanız, Türk Tiyatrosu adına faydalı olacaktır.
Şairler Mezarlığı / A.H.E.N.K