Türk Tiyatrosundaki “Yerli yazar - Yerli oyun” eksikliğine destek veren, toplumumuzda sıkça karşılaştığımız “bizden” konuları ele almış, bir aile içi dram oyunu.
2 erkek kardeş babalarının eski bir mahalle arasındaki Kasap dükkanının bodrumunda buluşur. Anneleri önceden ölmüş, babaları ise yakınlarda ağır bir Kalp ameliyatı geçirmiştir. Kardeşler zıt karakterlere sahiptir. Eğitimleri, dini görüşleri, konuşma üslupları, olaylara ve hayata bakış açıları tamamen farklıdır. Büyük kardeş eşi ile boşanma aşamasında ve ciddi ekonomik sıkıntı içindedir. Hedefi babasının dükkanını satmaktır. Küçük kardeş ise öğretmendir ve abisinin bu planından habersizdir. Bodrumdaki eşyaları toplarken, geçmişlerinin sıkı bir muhasebesini yaparlar, kah gülerler kah hüzünlenirler. Ama oyunun finalinde açığa çıkacak olan inanılmaz ve sarsıcı gerçek tüm hayatlarını alt üst edecektir.
Tek perde ve 75 dakika süren oyunun girişteki gereksiz uzun kısmı biraz sıkıcı ve seyircinin oyunu anlamasını geciktiriyor. İlk 15-20 dakika kısaltılabilirmiş. Oyuncular Cem Arslan ve Utku Arslan son derece etkileyici bir performans sergiliyor. Gerçek hayatta da kardeş olmaları oyunun inandırıcılığını üst seviyeye çıkarıyor. Duygu geçişleri hızlı. Dekor bir Kasap dükkanının bodrumunu yansıtmakta. Işık ve Müzik desteği daha fazla olabilirmiş.
Toplumuzdaki Aileler içinde çokça yaşanan Miras paylaşımı, Anne Baba bakımı, kardeşler arası çekişme, sıkıntılı evlilikler ve ekonomik sıkıntılar gibi konuları son derece çarpıcı bir finalle anlatan bu oyunu izlemenizi önemle öneririm. Özellikle Yerli oyunlara ve tiyatro gruplarına destek açısından da bu oyunu izlemeniz değerlidir.
Gençlik yıllarımda çok şiir okumuş, çok şiir yazmış, yazdığı şiirler çok sevilmiş ve kitap yapalım teklifi almış birisi olarak, oyunun adı ve konusu daha oyunu izlemeden beni cezbetti. Fiziksel Tiyatro ile Şiiri birleştiren, Ölüm ve Yaşamı sorgulayan, etkileyici bir mistik oyun.
2 çocuk annesi, ailesine çok bağlı, bir trafik kazasında ölen Şair Piraye ile henüz annesinin karnında 7 aylıkken, babasının annesini tekmelemesi sonu erken doğup sadece bu dünyada 8 saat kalabilen Mısra’nın, “Şairler Mezarlığı” denen dünya ile ahiret arasında kalmış bir Araf’ta ki diyaloglarından oluşuyor oyun. (Bu arada bilgi vereyim, İran’ın Tebriz şehrinde gerçekten de sadece ünlü şairlerin yattığı bir Şairler Mezarlığı bulunmakta). Ölümün şokunu atlatamamış, hüzün ve keder içindeki Piraye ile yaşadığı Araf’a adapte olmuş, enerji ve sevgi dolu Mısra zıt karakterleri ve dünya görüşlerini temsil ediyor. Oyun metni üst seviye ve takibi için belli bir bilgi birikimi gerektiriyor. Yazar Ersin Doğan’ın usta işi benzetmeleri ve vurguları aklıda kalıcı. Örnek olarak oyundaki şu sözü unutmam pek mümkün olmayacak: “Unutulmanın İlacı bulunamadı!”. Öyle ya da böyle ne kadar sevilirse sevilsin ölen insanlar çabuk unutuluyor, yokluğuna herkes bir şekilde alışıyor. Ayrıca finale doğu insanoğlunun her ortamdaki çıkarcılığı ve bencilliği de eleştiriliyor.
Oyuncular Selena Demirli ve Dilek Uluer başarılı. Karakterlerini yaşayarak oynuyorlar. Oyun başta Üstün Akmen ve İsmet Küntay olmak üzere birçok dalda ödül aldı, dikkatinize sunarım. Bu başarı da şüphesiz oyunun dekoru, ışık düzeni ve efektlerinin büyük payı var. Duman, perde, gölge ve ışık desteği ile Araf inanılmaz etkili canlandırılmış. Diyaloglara göre değişen renkler zekice düşünülmüş. Oyun 1 perde ve 75 dakika. Süre 1 saate çekilse Klasik seyircinin oyunu daha çok sevmesi ve anlaması sağlanabilirmiş. Yakın tarihteki bazı siyasal olay ve cinayetlere yapılan atıfların oyunun genel yapısına uymadığını da belirtmem lazım.
Houseseat dijital tiyatro platformu üzerinden, Türkiye’nin her yerinden izleyebileceğiniz bu etkili, düşündürücü ve mistik oyunu seyretmenizi tavsiye ediyorum. Çünkü ülke insanımızın düşünmeye çok ihtiyacı var…
Leke / Brot Tiyatro