Kısa yoldan zengin olma yöntemlerini, rüşveti, yolsuzluğu ve Devlet kaynaklarını kendi çıkarları için kullanan kamu görevlilerini eleştiren, müzikli, şarkılı, danslı, kuklalı, maskeli, ışık şovlu, bol gülmeli ve eğlenceli bir kabare.
Gogol’un yazdığı oyun 19.yüzyıl Rusya çarlığında geçiyor. Üçkağıtçı iş adamı Çiçikov devletin kanunlarında bir açık yakalar. Nüfus sayımları geç yapıldığı için, sayımlar arasında ölen köylüler uzun yıllar canlı görünmektedir. Üstelik bu köylüler için toprak ağaları devlete vergi ödemektedir. Çiçikov bu köy ağalarından “Ölü Canları” satın almaya başlar. Hem ağalar vergiden kurtulmaktadır hem de kendisi kağıt üzerinde çok yüksek sayıda (Ama ölü!) köylüye sahip zengin bir iş adamı görünmektedir. Bu varlığı ile de devletten çok yüksek bedelli bir kredi çekerek kısa yoldan köşeyi dönecektir.
2 perde ve ara dahil 2 saat süren oyunda, oyuncular çok enerjik ve hareketli. 2 Sunucu rolünde Doruk Ordu ve Batuhan Yalçın, Çiçikov rolünde Ünsal Coşar, yardımcısı Petrushka rolünde Onur Camcı etkileyici. Sunucular seyirci ile devamlı etkileşim içinde. Özellikle perde başlarında hala telefonlarını kapatamayan seyircilere yaptıkları uyarılar çok güzel. Disko formatındaki dekor ile rengarenk kostümler harika. Işık düzeni ödüllük, maskeler toplumun ikiyüzlülüğünü simgeler tarzda.
Köylülerin ve işçilerin nasıl sömürüldüğü, kullanıldığını, özellikle fakir bırakıldığını gördüğünüzde 1917 Rus devriminin neden yapıldığını çok daha iyi anlamış oluyorsunuz.
Bu oyunu tam 7 yıl önce Nilüfer Kent Tiyatrosunda izlemiştim. Hayatımda seyrettiğim en iyi oyunlardan birisi olmuş, tam puan almıştı benden. Üretken yazar - müzisyenimiz Burçak Çöllü ve Tiyatromuzun ustalarından Yiğit Sertdemir ikilisi o oyunun yaratıcıları olarak şimdi de bu muhteşem oyunu İstanbul sahnelerine taşımışlar, tebrikler gönülden. Sezonun en iyi oyunu olacağını daha şimdiden söyleyebilirim.
Kurtuluş savaşı sonrası Türk Yunan mübadele döneminde, ıssız ama büyülü olduğu söylenen bir adaya düşen Giritli Müslümanlar ile Egeli Hristiyanlar arasındaki tatlı sert ilişki anlatılıyor oyunda. Oyunun anlatıcısı da 40 yıldır kukla oynatan ve jübilesini yapmakta olan Hayali Tacettin Çınar. O dönem adaya düşen tek çocuk! Oyun boyunca bol bol gülüp hüzünleniyorsunuz. Savaş karşıtı oyunda, halkların aslında arayan giren üst akıllar olmasa dostça yaşayabileceğinin mesajı veriliyor.
2 Perde ve ara dâhil 2,5 saat süren oyunda müzikler, hüzünlü şarkılar ve Koreografi başarılı. Oyuncuların hepsi iyi olmakla beraber, usta kadın oyuncularımızdan Rozet Hubeş, Mehmet Yorgi rolünde Ali Mert Yavuzcan ve Hayali Tacettin rolünde Ozan Gözel daha bir öne çıkmaktalar. Dekor harika. Issız bir ada tam olarak sahneye konmuş. Büyülü olduğu söylenen ortadaki dev ağaç dekorun en etkili noktası. Işık düzeni zekice kurgulanmış. Çok az kişi fark etti ki, adada Türk tarafı kırmızı Yunan tarafı ise mavi ile ışıklandırılmıştı. Kostümler son derece inandırıcı ve dönemi yansıtmakta.
Oyunun en sevdiğim sözü şuydu : “Dünya zalim olduğunda imdada hikâyeler yetişir!”. Zalim bir dünyada, zalim dönemlerden geçerken, umudu, sevgiyi ve dostluğu anlatan bu hikâyeyi muhakkak izleyin.
Ölü Canlar / İstanbul Devlet Tiyatrosu