-
Çok güzel bir sahne keşke Devlet Tiyatrosu ve Şehir Tiyatroları da burayı kullansa. Zaman zaman belediye özel tiyatrolara kapılarını açıyor ve ücretsiz temsiller oluyor. Fakat çoğu zaman kapalı ya da halka açık olmayan etkinlikler oluyor. Yazık oluyor bu sahneye. Zaten adı da ilginç. Tiyatroyla hiç ilgisi olmayan bir adamın ismini taşıyor.
-
İstanbul Devlet Tiyatrosunda sahnelenen Bence Katil Öldürdü, Kurtcebe Turgul’un kaleminden çıkan, temposu ve mizah anlayışıyla dikkat çeken farklı bir tiyatro oyunu. Polisiye unsurları, absürt durumları ve farsın hareketli yapısını bir araya getiren oyun, seyirciyi başından sonuna kadar canlı tutan bir sahne atmosferi oluşturuyor. “Fars mı desem, absürt komedi mi desem bilemedim” dedirten yapım, ortaya karışık ama rahat seyredilen ve seyircinin eğlendiği bir oyun çıkarıyor. Bence Katil Öldürdü, klasik bir polisiye hikâyenin sınırlarında dolaşırken, olayları mizahi ve absürt bir anlayışla ele alınmış. Oyunun temposu, karakterlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiler ve beklenmedik gelişmeler, seyircinin merak duygusunu canlı tutuyor. Katili asla tahmin edemiyorsunuz. Kurtcebe Turgul’un metninde polisiye atmosfer ile komedi iç içe ilerlerken, ortaya kolay izlenen ve eğlenceli bir tiyatro deneyimi çıkıyor. Oyuncuların genel performansı oyunun güçlü taraflarından biri. Yönetmenin daha önce sahnelediği 80 Günde Devr-i Âlem oyununda yer alan iki oyuncuyu bu yapımda da değerlendirmesi dikkat çekici. Her iki oyuncu da farklı karakterleriyle seyir açısından ilgi çekici tipler ortaya koymuş ve oyunun mizahi atmosferine katkı sağlamış. Oyunun tanıtım bilgilerinde Mehmet Atay tarafından canlandırıldığı belirtilen Eugène Lamortier karakteri konusunda ise farklı bir durum bulunuyor. Oyunu izleyenler açısından dikkat çeken nokta, bu rolün bir oyuncu tarafından değil, kukla aracılığıyla sahneye taşınması. Bu tercih, oyunun absürt ve alışılmadık anlatımını destekleyen unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Oyunda kullanılan şarkılar ise izleyici açısından tartışmaya açık bir tercih olarak karşımıza çıkıyor. Hikâyenin akışı düşünüldüğünde şarkıların gerekli olup olmadığı konusunda farklı görüşler oluşabilir. Buna karşın Bence Katil Öldürdü, hareketli sahneleri, başarılı oyunculukları, absürt mizahı ve kukla kullanımıyla klasik polisiye komediden farklılaşan bir yapım. İstanbul Devlet Tiyatrosu repertuvarında eğlenceli ve sıra dışı bir tiyatro deneyimi arayanların ilgisini çekebilecek oyunlardan biri olarak öne çıkıyor diye düşünüyorum.
-
Pera Müzesi’nde mutlaka görülmeli. Ayrıca son derece güzel resim koleksiyonu da var. Tam: 300 TL, İndirimli: 150 TL (12 yaş üstü öğrenciler, öğretmenler, 60 yaş ve üstü) Grup: 200 TL (tek seferde 10 bilet ve üstü). Ayrıca Pera Müzesi Dostları, gaziler, şehit ve gazilerin eşleri ve çocukları, engelliler ve her engelliye refakat eden bir kişi, 12 yaş ve altı çocuklar, ICOM kart sahipleri, MMKD üyeleri ve basın mensupları, çarşamba günleri öğrenciler, cuma günleri saat 18.00'dan sonra herkes Pera Müzesi’ni ücretsiz ziyaret edebilir. Pera Müzesi her cuma 18.00-22.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.
-
Ara Sahne yeni sezonda, İstiklal Caddesi Fitaş Pasajı’ndaymış Bağımsız tiyatro topluluklarının prova, oyun gösterimi ve prömiyer süreçleri için tasarlanan 208 kişilik Ana Salon ve 78 kişilik Küçük Salon ile 2026 - 2027 sezonuna başlıyormuş. Hayırlı olsun.
-
Geçen ay vefat eden Bilgesu Erenus'un 10 Erkek arasında geçen daha önce seyretmediğim bu oyunu 2 Ekimde Fatih Kültür Sanat Merkezinde seyredeceğim. Bu salonda ayda üç oyun oynanması büyük talihsizlik. Çok güzel salon. Diğer oyunların tamamı da mutlaka burada sahnelenmeli. ***** 2 Ekim akşamı seyrettim oyunu. Oyun 10 erkek arasında geçiyor. Kadın rollerini de erkekler oynuyor. Yer yer komik yer yer hüzünlü bir eser. Almanya’ya işçi olarak giden ve yıllar sonra ülkesine dönen Musa’nın yaşadığı sorunları görüyoruz. Musa, gittiği yerde yabancı, döndüğü yerde ise artık eskisi gibi kabul edilmeyen bir “misafir” konumundadır. Misafir oyununun en önemli unsurlardan biri, modern tiyatro anlatısını köy seyirlik oyunları ve yârenlik geleneğiyle bir araya getirmesi. Oyunda yârenler bir araya gelerek Musa’nın geçmişini, Almanya’ya gidişini ve yaşadığı dönüşümü çeşitli oyunlar aracılığıyla yeniden canlandırıyorlar. Böylece sahnede yalnızca bir hikâye anlatılmıyor; hikâyenin kendisi aynı zamanda bir tiyatro oyununa dönüştürülüyor. Misafir, yalnızca Almanya’ya göç eden Türk işçilerinin yaşadığı sorunları anlatan bir gurbet oyunu değil. Aynı zamanda toplumun kendi içindeki dışlama mekanizmalarını, değişen insan ilişkilerini ve kişinin ait olduğu yeri yeniden aramasını sorgulamakta. Özellikle Elfide karakterinin “yokluğu” üzerinden kadınların göç deneyiminin görünmezliği de oyunun dikkat çeken boyutlarından biri. Misafir, köy seyirlik tiyatrosu, yârenlik, epik anlatım ve toplumsal gerçeklik arasında özgün bir bağ kurmayı başarmış. Başarılı rejisi ve oyunculuklarıyla seyretmeye değer bir oyun çıkmış.
Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi