-
2. Bilet ücretsiz olacağına engellilere indirim olsaydı keşke... Öğrenci ve Engelli şeklinde olmalı. Yani engelliler de indirimli bilet alabilsinler. % 50 ve üzere engeli olanlar için hiç olmazsa...
-
Çok merkezi bir noktada fakat dışarda burada tiyatro olduğunu beliren hiç bir afiş ya da yazı yok. Ben beklerdim ki Sokak Girişinde Büyük afiş ve ışıklarla orada tiyatro olduğunu belirtsin. Eski tiyatroların kapısı ışıl ışıl aydınlatılırdı. Bir de pasaja girince kayboldum.... Galiba sorun bende. Her şeyi eskisi gibi düşünüyorum.
-
Gökhan Aktemur’un kaleminden çıkmış bir biyografi anlatısı olmaktan çok, hafızaya fısıldanan bir soruyla başlıyor: Bir insan, daha çocukken geleceğini sezebilir mi? Oyun, Mustafa Kemal’i tarihin bronzlaşmış yüzünden sıyırıp, merak eden, itiraz eden, düşünen bir çocuk olarak sahneye davet ediyor. Büyük anlatıların gürültüsünden uzak durarak, bir karakterin oluşum anlarına odaklanıyor; okunan bir kitabın, edilen bir cümlenin, kurulan bir hayalin insanı nasıl dönüştürdüğünü hatırlatıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluk dönemini ele alan anlatı, tarihsel bilgi vermekten ziyade bir karakter inşasını izletiyor. Yiğit Sertdemir'in başarılı rejisiyle 7 den 70'e herkesi saracak bir oyun. Her ne kadar bu sayfada yer almasa da oyunda şehir tiyatroları oyuncuları rol alıyor.
-
İnsanın iç dünyasında yaşadığı duraksamaları, kaçırılmış anları ve söylenememiş cümleleri merkeze alan çağdaş bir tiyatro metni var karşınızda. Yazar Donald Marguiles ismini iki sene önce seyredip unutamadığım Toplu Hikayeler eseriyle öğrendim. Muhteşem bir kalem demiştim Bu oyunda da aynı şeyi düşünüyorum. Derinlikli bir metin. Öylece Durur Zaman, büyük kırılmalar yerine küçük içsel çatışmalara odaklanarak modern insanın sıkışmışlığını anlatıyor. Geçmişle bugün arasındaki belirsiz çizgide duran karakterler, değişme ihtimali ile aynı yerde kalma korkusu arasında salınıyor. Oyun, zamanın gerçekten durup durmadığını değil, insanın hangi anlarda kendini hayattan geri çektiğini sorgulayan şiirsel ve çarpıcı bir sahne deneyimi sunuyor. Acıyı belgelemek bir sorumluluk mu, yoksa sömürü mü? Travma yaşayan biri “normal” hayata dönebilir mi? gibi, pek çok soruyu soruyor. Temponun biraz düşük olması bazı seyircilerin sıkılmasına yol açabilir. Işıklandırmasından ve dekoruna kadar özenle hazırlanmış Mehmet Ergen'in derli toplu rejisine castın doğru seçimi de eklenince ortaya başarılı bir oyun çıkmış. Puanı bu kadar düşük olmamalıydı.
-
Bu oyunu yıllar önce seyrettim önce İstanbul Efendisi rolünü Sezai Aydın oynadı o ayrıldı bir süre Engin Alkan o rolü oynadı sonra Tankut Yıldız oynadı. İrfan rolü de bir kaç kez değişti. Bizim de işimiz yok acaba bu nasıl oynuyor diğer nasıl oynuyor diye defalarca gidip gidip seyrettik. Çok eğlenceli bir oyun ortaya koymuştu Engin Alkan. Şimdi oynasa yine gider seyrederim. Müsahipzade Celal'in harika eserlerinden biri.
Şairler Mezarlığı / A.H.E.N.K