22 Ocak’ta Oyun Atölyesi sahnesinde 50. oyunu izleme şansı buldum. Oyunun yaklaşık ilk bir saati olağan tempoda ilerlerken son 20 dakikada duygu yoğunluğu giderek arttı. Salonda kadın-erkek, genç-yaşlı demeden herkesin gözleri doldu. Oyun bitiminde Haluk Bilginer’in de gözlerinin dolu olduğunu görmek, sahnedeki duygunun yalnızca bir performans olmadığını hissettirdi. Belki de yılların birikimi, kişisel hatıralar ve yaşanmışlıklar metinle iç içe geçerek o anı daha da gerçek kıldı.
Haluk Bilginer’in oyunculuğu zaten tartışmaya kapalı; sahnedeki hakimiyeti, ses tonu ve minimal jestlerle kurduğu duygu geçişleri ustalık dersi niteliğinde. Bilet bulabilen herkesin bu oyunu izlemesini gönülden tavsiye ederim.İz bırakan, içe dokunan ve uzun süre etkisi geçmeyen bir oyundu. İyi ki varsın büyük usta, nice oyunlarını izlemek dileğiyle…
Devlerin Savaşı / Kabare Dada