-
Leyla Gencer Sahnesinde izlemek çok daha anlamlı oldu. Belgesel tadında bir oyun , tiyatro gerçekten çok başka , hele de iki usta oyuncunun performansı olunca. Yönetmeninde çok başarılı bir sahneye aktarımı … Klasik müzik dinlemekten ve tiyatro izlemekten keyif alan biri olarak çok mutlu ayrıldık salondan. Oyun sonrası soru cevapla keşif ise ayrıca harika bir sürpriz idi.
-
Oyun o kadar çok övgüyü hak ediyor ki… castten mi başlasam çeviriden mi bilemedim.
İki güçlü oyuncunun arkasında genç bir yönetmen ama herkes iliklerine kadar bu iki ruhu özümsemiş.
Gerçekten şahaneydi.
Oyun sonrası söyleşi ve o kalabalık zaten oyundan hepimizin ne kadar etkilendiğini gösteriyordu.
Leyla Gencer kapanacak olmasa sabaha kadar söyleşebilirdik.
Çok kutluyorum, çok teşekkür ediyorum, tüm ekibin emeğine sağlık…
-
londra national theatre'da oyun izliyorum havası veren başarılı bir prodüksiyon. ciddi emek verilmiş, ilk gösterimde bile tüm zamanlamalar, oyuncular, ışık, ensemble pürüzsüzdü. bu sezon dekor, oyuncu ve hikayeden yoksun o kadar çok berbat oyuna 800–1000 tl verdim ki; bu oyunun biletleri pahalı olsa da 5 berbat oyuna gideceğinize tek buna gidebilirsiniz. sonunda çalışılmış bir oyun!
sahne, ışık ve kostüm tasarımı muazzamdı. ensemble kullanımı saat gibi tıkır tıkır harmonikti. oyun süresi biraz uzundu fakat zamanla oturacaktır. ingiltere'de klasik metinleri sahneye koyan büyük prodüksiyonlu national theatre oyunlarında izlediğiniz tam da budur. west end'de sahne biraz daha beklenmedik, hareketli ve şaşırtıcı olur, o kadar. hem de bu sefer yüzde yüz türkçe. uzun süredir her kelimesini anladığım, bu kadar temiz türkçe konuşulan bir yapıma denk gelmemiştim — üretilen dizi ve filmler dahil. tüm oyuncular diksiyon şov yaptı. metnin konuşma diline uyarlanması ise son derece başarılıydı.
-
Herkesin negatif yorum yapmasını beklemiştim çünkü benim beklentimi hiç karşılamadı. Öncelikle bu kadar uzun bir oyuna göre temposu çok yüksek değil epeyce sıkıldığımız yerler oldu. Sanırım prömiyer olduğu için yer yer aksamalar da oldu özellikle Zerrin Tekindor’un performansında. Arkalarda oturuyorsanıza zaten hiçbir şey gözükmüyor ancak dinleyip hayal ediyorsunuz mekanın büyüklüğü büyük bir eksi olarak seyirciye dönüyor sadece.
-
Bir oyuna kolay kolay 10 puan vermem. Hatta bir oyuna 10 puan veriliyorsa altında farklı niyetler ararım. Satıcının Ölümü ilk ilan edildiğinde malum fiyat politikası nedeniyle eleştirenler arasındayım. Fiyat politikası hususu ve oyunun ana fikriyle olan tezatına dair eleştirim geçerliliğini koruyor. Ancak Rufus Norris'in National Theatre mirasını Zorlu PSM sahnelerine rejisiyle taşıması oyunun kalitesini epey yükseltti. Es Devlin'in perspektifleri büken dekor tasarımı, Javier De Frutos ile Gürdeniz Bursalı'nın araç seferlerini anımsatan ve gerçek ile delüzyon arasında salınan hareket tasarımları sizleri oyunun içerisine sürükliyor. Adam Cork'un ses tasarımı immersive bir deneyim sunarken Jonathan Lipman'ın kostüm tasarımları son senelerde gördüğüm en iyi tasarımları sizlere sunuyor.
Oyun arayla birlikte 162 dakika sürdü prömiyerde. Sinemasal ve tiyatrosal melez bir anlatım güden Satıcının Ölümü'nde seçilen bütün oyuncular rollerine cuk oturmuş durumdalar. Halit Ergenç neden sahnelere 25 sene ara vermiş? Keşke kendisini sahnelerde daha da görebilsek. Halit Ergenç'e karşı epey önyargılıydım opera ve sahne deneyimlerinden haberdar olsam da. Ancak Willy'i canlandırırken öylesine kırılgan öylesine çocuksu öylesine neşeli ve bir o kadar öfkeliydi ki Williy'e karşı çeşitli duyguları hissedip onunla yine de özdeşim kurabilmenize imkan tanıyor. Ergenç adeta bir resital sergiledi. Zerrin Tekindor ile de kimyalarının uyduğunu söylemeden de geçemeyeceğim. Toz ile sahneleri silip süpüren Tekindor, Linda rolüyle Kuzey Güney'deki performansını hatırlatsa da tadı damağımda kalan bir performans sergilediğini söylemem lazım. Fatih Artman ise kolaymış gibi gözüken ancak bir o kadar zor olan bir rolü öylesine göğüslemiş ki. Ebeveyn beklentisi altında ezilen fakat kapital sistem tarafından empoze edilen başarı baskısına yenik düşüp bir baltaya sap olamayan Biff'i ustalıkla sergilemekle birlikte Halit Ergenç ile birlikte son senelerde izlediğim en muazzam baba-oğul ikilisi olmuşlar. Normalde oyun sonuna değin alkışlar gelmezken climax sahnesinde kopan bir alkış Ergenç-Artman ikilisinin duyguları depreştiren minimal ama etkisi dev gibi performansları sayesinde meydana geldiğini söylersem abartmış olmam. Kubilay Karslıoğlu, Kerem Arslanoğlu, Beyti Engin, İpek Türktan ve diğer oyuncular ile ensemble ekibi destekleyici bir omurga niteliği gösteriyorlar.
Oldukça yavan geçen 2025-2026 sezonunun sonlarına yaklaşırken böylesine bir içim su niteliğindeki bir oyunu seyretmek gayet iyi geldi. Dilerim daha erişilebilir imkanlarda daha fazla seyirciye ulaşabilir. Temsilleri ve alkışları bol olsun.
Devlerin Savaşı / Kabare Dada