Arthur Miller imzalı Satıcının Ölümü, tiyatro tarihine geçmiş, hatta Oscar ödüllü Satıcı adlı İran yapımı filme de esin kaynağı olmuş bir oyun. Zorlu PSM'de birinci balkon B sırasında izledim. Gitmek isteyenlere de burayı tavsiye ederim. Zira oyunun çok ilgi çekici ve derinlikli dekorunu tepeden görme şansını tanıyor. Oyunun dekoru, sahneden aşağı da taşan, podyum havasındaki asfalt bir yoldan oluşuyor. Bu sade dekor üzerinde zaman zaman sandalyeler de kullanılarak performanslar gerçekleştiriliyor.
Ülkemizde çoğu eserde göremeyeceğiniz deneysel bir reji ile karşı karşıyayız Satıcının Ölümü'nde. Yönetmen Rufus Norris, hikayeyi flashbackler ve flashforwardlar aracılığıyla izleyici karşısına getirirken, kimi zaman farklı mekanlardaki iki farklı sahneyi birbiri ardına aynı sahne üzerinde gerçekleştiriyor. Doğrusal zaman akışı olmadığı için geçmişe yapılan bu ziyaretlerin ardından şimdiki zamana dönülerek hikayeye olduğu yerden devam ediliyor.
Oyunun birinci perdesi dört ana karakter olan satıcı Willy, eşi Linda, oğulları Biff ve Happy'nin ana öyküsüne yoğunlaşıyor. İkinci perde ise ağırlıklı olarak Biff karakterinin babasıyla ilişkisi ve bu ilişkinin ailenin yaşantısının geneline yansıyan ve büyük bir drama yol açan sonuçlarına yoğunlaşıyor. İkinci perdede duygu yükü daha fazla artarken, kimi küçük rastlantıların bir ailenin hayatını nasıl kökten değiştirdiğine tanık oluyoruz.
Eserin finaline doğru gerilim dalga dalga artarken, aslında en başından beri beklenen o korkunç drama doğru giden yolun kilometre taşlarını bize gösteriyor. Final sahnesine doğru Fatih Artman'ın canlandığı Biff ile babası Willy arasındaki yüzleşme sahnesi öykünün highlightı olarak önümüze seriliyor. Arkasından gelen son sahne ile de Satıcının Ölümü sona eriyor.
Rejisi güçlü, dekoru titizlikle üzerinde çalışılmış bu oyunda ben her dört oyuncuyu da beğenmekle birlikte Fatih Artman'ın performansının ön plana çıktığını düşünüyorum. Biff rolünde devleşen oyuncu, baştan sona iniş çıkışlarıyla karakteri çok büyük bir başarıyla sahneye getiriyor. Toplu sahnelerde ise aynı kostümle sahneye çıkan oyuncuların bir araya gelmesiyle oluşan harmoni, sessiz bir müzikal zevki yaşatıyor.
Bununla birlikte oyunun süresi, metnin ağırlığı ve geçmişe geliş gidişlerle yoğun bir akışa sahip olmasının ortalama tiyatro seyircisi için uygun olmayacağı düşüncesindeyim. Sadece ünlü oyuncuları görmek üzere tiyatroya gelmiş, böylesi metinlerle daha önce deneyimi olmamış, sadece hoşça vakit geçirme düşüncesindeki izleyicinin seçiminin bu oyundan yana olmaması gerektiği kanaatindeyim. Zira çıkışta buna benzer kimi yorumlara da tanık oldum. Bu tarz seyirciler için yorucu olabilecek bu oyun için verilen emeği alkışlıyorum. Özellikle deneysel tiyatro oyunlarını seven, nitelikli izleyici için çok iyi bir seçim Satıcının Ölümü.
londra national theatre'da oyun izliyorum havası veren başarılı bir prodüksiyon. ciddi emek verilmiş, ilk gösterimde bile tüm zamanlamalar, oyuncular, ışık, ensemble pürüzsüzdü. bu sezon dekor, oyuncu ve hikayeden yoksun o kadar çok berbat oyuna 800–1000 tl verdim ki; bu oyunun biletleri pahalı olsa da 5 berbat oyuna gideceğinize tek buna gidebilirsiniz. sonunda çalışılmış bir oyun!
sahne, ışık ve kostüm tasarımı muazzamdı. ensemble kullanımı saat gibi tıkır tıkır harmonikti. oyun süresi biraz uzundu fakat zamanla oturacaktır. ingiltere'de klasik metinleri sahneye koyan büyük prodüksiyonlu national theatre oyunlarında izlediğiniz tam da budur. west end'de sahne biraz daha beklenmedik, hareketli ve şaşırtıcı olur, o kadar. hem de bu sefer yüzde yüz türkçe. uzun süredir her kelimesini anladığım, bu kadar temiz türkçe konuşulan bir yapıma denk gelmemiştim — üretilen dizi ve filmler dahil. tüm oyuncular diksiyon şov yaptı. metnin konuşma diline uyarlanması ise son derece başarılıydı.
Selam. Size çok teşekkür ediyorum. Ben de bu tip çelişkili yorum ve puanlsmaları zaman zaman görüyorum. İyi ki yazdınız. Yapılan şeyleri fark etmiyoruz zannediyorlar nedense
Satıcının Ölümü / Zorlu PSM