4 Nisan 2026 Sarıyer Belediye festivalinde izledik oyunu ve kuzenimle yorumlarınıza itiraz etmeden katıldık.
Bundan sonra da sizin kaleme aldığınız bir eleştiri olması durumunda, bahsi geçen oyuna gitmeye çalışacağım
4 Nisan 2026 Sarıyer Belediye festivalinde izledik oyunu ve kuzenimle yorumlarınıza itiraz etmeden katıldık.
Bundan sonra da sizin kaleme aldığınız bir eleştiri olması durumunda, bahsi geçen oyuna gitmeye çalışacağım
"Bir Küçük Adım": Sessiz Gücün, Sessiz Şiddetin anatomisini ortaya seren bir oyundan gözlemler...
Oyun, yüzeyde sakin, neredeyse zararsız görünen bir anlatının altından, çağımızın en tanıdık ama en az konuşulan meselesini işliyor:
Gücün kendini nasıl maskelediğini .
Oyun, seyirciyi dramatik kırılmalarla değil; küçük, neredeyse fark edilmeyen geçişlerle yakalıyor.
Büyük krizler yok.
Yüksek sesler, açık çatışmalar, teatral patlamalar yok.
Bunun yerine gündelik hayatın içinden tanıdık bir yapı var:
Mantıklı konuşan, ölçülü davranan, “iyi niyetli” görünen bir erkek figürü ve onun etrafında, bu iyi niyetin sınırlarında yaşamaya çalışan kadınlar.
Asıl mesele burada başlıyor.
Bu karakter, açık bir kötülük sergilemiyor.
Aksine, her sözünün bir gerekçesi, her davranışının makul bir açıklaması var.
Tam da bu yüzden rahatsız edici çünkü modern erkek egemenliğinin en görünmez hâli burada saklı:
Bağırmayan, zorlamayan ama alanı sürekli kendi lehine yeniden düzenleyen bir iktidar biçimi.
Oyun, patriyarkanın artık kaba güçle değil; dil, nezaket ve akıl aracılığıyla işlediğini gösteriyor.
Kadınlar bu yapının içinde ya anlayışlı, ya sabırlı, ya da “abartan” konumuna itiliyor.
Sessizlik bir uyum göstergesine, itiraz ise huzursuzluk kaynağına dönüşüyor.
Bu noktada “Bir Küçük Adım”, izleyiciyi bir suç ortağı haline getiriyor. Çünkü sahnede olan biten çok tanıdık.
İtiraf edelim biz de çoğu zaman “kötü” değilizdir; sadece “haklıyızdır”.
Oyunun asıl gücü tam burada yatıyor:
Kötülüğü uçlarda değil, normalliğin içinde arıyor ve şu soruyu sessizce bırakıyor:
Eğer kimse bağırmıyorsa, gerçekten kim zarar görüyor?
“Bir Küçük Adım”, büyük laflar etmeden, küçük adımlarla ilerleyen bir zihniyeti ifşa ediyor.
Ve seyirciden talep ediyor:
Bir an dur ve kendine dürüstçe bak
Ne kadar tutarlısın ve ne kadar ahlaklısın?
Ve cevapların ne kadar dürüst?
Bir Küçük Adım