Çok Küçük Bir İhtimalin Hikâyesi, hayatı uzun süredir aynı sınırlar içinde devam eden Kenneth’ın küçük dünyasından başlayarak yalnızlık, kayıp, dostluk ve yeniden hayata karışabilme ihtimali üzerine kurulu bir oyun. Eboni Booth’un 2024 Pulitzer Drama Ödülü’nü kazanan özgün adı Primary Trust olan metni, Fatih Gençkal’ın çevirisi ve Yelda Baskın’ın rejisiyle sahnede.
Kenneth, alışık olduğumuz güçlü, dışa dönük ve duygularını saklayan eril erkek temsillerinden oldukça uzakta duruyor. Sessiz, kırılgan, geçmişin izlerini üzerinde taşıyan ve insanlarla ilişki kurmakta zorlanan bir karakter. Berker Güven, onun bu hâlini büyük jestlere ya da duyguyu seyirciye zorla geçirmeye ihtiyaç duymadan kuruyor. Kenneth’ın konuşurken duraksamalarında, çevresine verdiği küçük tepkilerde ve kendini geri çektiği anlarda karakterin iç dünyasını okumak mümkün oluyor. Corrina’nın Kenneth’ı görmezden gelmeden, karşılık beklemeyen bir yakınlıkla hayatına dâhil oluşu da hikâyenin duygusunu belirleyen önemli ilişkilerden biri.
Hare Sürel, Kenneth’ın çevresinde karşılaştığımız çok sayıda kadın ve erkek karaktere hayat veriyor. Birbirinden farklı yaşlara, tavırlara ve ilişki biçimlerine sahip bu kişileri yalnızca kostüm ya da dış görünüş değişiklikleriyle değil; sesini, bedenini ve enerjisini dönüştürerek birbirinden ayırıyor. Böylece aynı oyuncuyu izlediğinizi bildiğiniz hâlde her yeni karakter kendi kişiliğiyle sahnede yerini buluyor.
İbrahim Arıcı’nın Bert’ü ise oyunun daha narin taraflarından birini taşıyor. Onu izlerken bende sürekli, sanki dokunsam uçup gidecekmiş gibi bir his oluştu. Bedenindeki hafiflik, konuşma biçimi ve Kenneth’la kurduğu ilişki Bert’ü yalnızca hikâyedeki bir karakter olmaktan çıkarıp Kenneth’ın hayatında bıraktığı izin neden bu kadar güçlü olduğunu da hissettiriyor.
Tayfun Erarslan, Sam ve Clay gibi birbirinden oldukça farklı iki karakterle karşımıza çıkıyor. Uzun yıllara yayılan sahne deneyimi, özellikle bu geçişlerde kendini belli ediyor. Sam’in sıcaklığıyla Clay’in daha yapay hâlini birbirinden belirgin biçimde ayırıyor.
Oyunculukların yanı sıra Barış Dinçel’in dekoru, Utku Kara’nın ışığı ve Arın Kamiloğlu’nun müziği de oyunun dünyasını birlikte kuruyor. Kasabanın ruhu yalnızca metinle değil, sahnenin görsel ve işitsel tarafıyla da hissediliyor. Yelda Baskın’ın rejisi bütün bu unsurları birbirinin önüne geçirmeden yan yana getiriyor; duygusal anların altını gereğinden fazla çizmeden metnin kendi ritmine güveniyor.
Çok Küçük Bir İhtimalin Hikâyesi, büyük kırılmaları yüksek sesle anlatmak yerine insanın hayatına küçük temasların, beklenmedik yakınlıkların ve yeni bağların nasıl sızabildiğine bakıyor. Bunu da duygusunu zorlamadan, oldukça yalın bir yerden yapıyor.
Metni, rejisi, oyunculukları ve sahne tasarımıyla uyumlu bir bütün kuran oyun, sezon içinde gönül rahatlığıyla önerebileceğim yapımlardan.
Oyunla ilgili daha detaylı yazıma Instagram’daki
@tiyatroajandam hesabımdan ulaşabilirsiniz.
Eylül / sfrpztf