Son zamanlarda izlediğim en etkileyici oyundu. Bu kadar geç denk getirebildiğime çok üzüldüm. Bence oyun bugünlerde daha bir anlamlı, bitmesi yazık olacak. Oyunculuklar müthişti. Ayşegül Uraz da Gülhan Kadim de resmen döktürüyor, müthiş konsantrasyonları sizi içine alıp götürüyor. Bir büyük alkış da Ayşegül Aykaç ve Burçak Çöllü'ye. Ayşegül Hanım'ın sesi, karakteri gibi bir melek, bir muse sesi adeta. Bu kadar naif ama azametli bir ses duymadım hayatımda. Oyunun etkisi bende bir müddet daha sürecek, eminim. Emeği geçen herkesin eline sağlık.
Beğenmedim. Duygu geçişi çok az. Başrol oldukça yetersiz. Aynı zamanda oyun yazarı olduğu için ve sanırım biyografisini izlediğimiz için oldukça heyecanlı. Işık tasarımı olmasa lise tiyatro kulubünden bir yıl sonu oyunu izlediğimi sanardım.
Büyük ve etkileyici bir prodüksiyon olduğu şüphesiz. En büyük alkış orkestra ve koroya gelsin, müthiş sesler ve müthiş bir yönetim idi. Zuhal Olcay adeta müzikal benim işim dercesine sahnede döktürüyor. Bazı yorumlarda abartılı bulunmuş performansı, fakat benim izlediğim temsil için (11 Kasım - Zorlu) bunu asla söyleyemem. Bir müzikal oyuncusunun olması gerektiği kadar akıcı ve her şeyden önemlisi son derece berrak ve anlaşılır bir performans. Kadının ağzından çıkan her bir harf duyuluyor. Gelelim partneri Selçuk Yöntem'e. Mozart'taki Salieri rolü de Don Quixote rolü de aynı tornadan çıkmış oyunlar. Sesi maalesef yetersiz ve oldukça kısık, ağzından çıkan kelimeleri anlamak güç. Dili o kadar dolanıyor ki bilmesek oyuna sarhoş olarak çıktığını düşüneceğiz. Oyunculuğu ise bir zamanlar etkileyici olduğu belli olan ses tonunda hızlı hızlı cümleler kurmaktan ibaret. Ne bir duygu var, ne bir tempo. İşin garibi hem Mozart hem de Don Quixote gibi güçlü prodüksiyonlarda Yöntem neden tercih ediliyor anlamak pek mümkün değil. Rol arkadaşlarının performanslarını gölgeliyor, fakat maalesef iyi anlamda değil.
Nihayet Makamı / kumbaracı50