Afife Jale gibi Türk tiyatrosunun en sarsıcı ve devrimci figürlerinden birinin hayatını izlemeye giderken, dramatik biyografi ile o eşsiz tutkuyu ve acıyı hissetmeyi bekliyorsunuz ancak Afife’ nin hikayesini anlatmak yerine onu dönemle bağdaşmayan absürt bir show izliyorsunuz. 1900’lerin başındaki Afife dönemiyle hiçbir ilgisi olmayan, tamamen show amaçlı eklenen drag queen tarzı geçişler, tarihsel gerçekliği ve o dönemin ağır toplumsal baskısını hiçe saymış. Afife’nin mücadelesini önemsemeden yapılan bu tercihlerin hem karakterin hatırasına bir haksızlık hem de izleyiciye karşı bir saygısızlık olarak nitelendiriyorum. Zaman zaman da kendimi başka bir oyunu izliyormuş gibi hissettim. Sahneye sürekli bir kızın kamera ile çıkıp görüntü alması ve bunu dev ekrana yansıtma konsepti ise oyunu bir tiyatro eserinden ziyade bir reji denemesine çevirmiş bence. En ön sıralarda oturmama rağmen, sürekli oyuncuları takip eden ve yüzlerini kapatan o kamera yüzünden oyunu sahneden değil, yansıtılan ekrandan izledim ve de sürekli bir kameramanın sırtını izlemek durumunda kaldım. Oyunun içinde iyice uzaklaştıran bu durumun saygısızlık olduğunu düşünüyorum. Bu kararı verenlerin, bir kez bile seyirci koltuğuna oturup bu kaosu ve duygusuzluğu deneyimlemediklerini, sahneyi kendi dünyaları için deneme yeri olarak kullandıklarını düşünüyorum. Senaryoda da ne bir akış bütünlüğü ne de edebi bir derinlik vardı, oldukça zayıf, kopuk ve o döneme ait olamayacak cümlelerle uyarlanmış basit bir metin duruyordu. Bazı oyuncuların amatörce ve yapmacık sırıtan performansları da eklenince, ortaya Afife’nin trajedisinden çok uzak, ruhsuz bir iş çıkmış. Tiyatronun ilk kahraman kadınının hikayesi, bu kadar dağınık ve duygu yoksunu bir yapımın gölgesinde kalmamalıydı.
Afife / Afife Tiyatro