Yorumuma öncelikle şunu belirterek başlamak istiyorum: bir klasiği özel tiyatro yorumuyla izlemek çok iyi geldi, örnekleri çok az şu sıralar, bu açıdan çok teşekkür ediyorum. Genel olarak oyunla ilgili yorumuma gelince, oyun daha çok yeni, çok taze, zaman içinde bazı unsurlar yerine oturacak ve genel anlamda çok daha başarılı bir performans ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum. Oyunu ve oyundaki unsurları daha iyi anlayabilmek ve konumlandırabilmek için, Tennessee Williams'ın hayatını ve kült eser "The Glass Menagerie" ile ilgili genel yorum ve bilgileri okuyarak gelmenizi öneriyorum. Bazı nüanslara hakim değilseniz, sahnedeki bazı unsurları yerine oturtamayabilirsiniz. Günümüz seyircisinin sabrı ve konsantrasyonu düşünüldüğünde 2 perde oluşu biraz zorlayıcı ve esasen tek perde de olabilir miydi acaba diye düşünmeden edemiyor insan. Uğur Kanbay oyunculuk olarak yine muhteşem bir performans ortaya koyuyor ve tüm oyunu adeta sürükleyip götürüyor. Yönetmen olarak ise, yorumundaki bazı unsurların oyunun kendisiyle tam bir homojenlik oluşturmadığını, oyunda bazı adaptasyon unsurlarının zeytinyağ-limon gibi oyundan çok ayrı kaldığını hissettim naçizane. Oyunun bir diğer parlayan performansı anne rolündeki Şenay Saçbüker'e aitti ancak canlandırdığı anne Tennessee Williams'ın oyunundaki anne miydi tam olarak, ben ondan pek emin değilim. Güçlü bir performanstı ama oyunda yer alan anne değildi sanki rolde canlandırılan, başka bir anneydi gibi hissettim ama zaten kült eserlerin en büyük riski de bu değil midir: o eseri bilen her izleyicinin kafasında her karakter çoktan yer etmiştir, oyuncu o beyne nakşolmuş karaktere karşı oynar rolünü. Bir de küçücük not: belki Alan Kadıköy yeterli olmamıştır ama ışıkların çok daha etkili bir katkısı olabilir bazı sahnelere, kimi anlarda "ahh şurada bir ışık odaklaması olsaydı" diye içimden geçmedi değil. Nihayetinde, her tiyatrosevere görmesini önereceğim bir oyun, emeği geçen herkese teşekkürler.
Metot / Semaver Kumpanya