6-7 Eylül olaylarının çoğu zaman dile getirilmeyen yönlerini sahneye taşıyan metni, ustaca kurulmuş dramatik yapısıyla dikkat çekiyor. Bu metnin içinde oyuncunun yarattığı atmosfer ise izleyiciyi yalnızca bir anlatının tanığı olmaktan çıkarıp adeta o anın içine davet ediyor. Düşüş, metni ve oyunculuğuyla seyirciye sadece bir hikâye anlatmıyor; bir hafızayı, bir duyguyu ve bir dönemin ağırlığını yaşatıyor.
Emeğinize sağlık Alkışınız Bol olsun…
Ve perde açılır… " En İyi İkinci Oyunu" başlar… Oyunun başlandığı andan itibaren sahnede kurulan dünyanın samimiyeti hemen hissediliyor. Oyunun en büyük gücü de tam olarak burada yatıyor: seyirciyi zorlamadan, doğal bir akış içinde kendi hikâyesinin içine davet ediyor. Metin güçlü bir düşünsel omurgaya sahip. Hikâye ilerledikçe karakterlerin iç dünyası daha görünür hale geliyor ve seyirci
sahnedeki yolculuğa giderek daha fazla dahil oluyor. Bu durum oyunun duygusal etkisini de belirgin biçimde artırıyor. Kürşat Demir’in sahnedeki enerjisi ve uyumu dikkat çekici. Her bir karaktere ölçülü ve inandırıcı bir yaklaşım getiriyor. Özellikle bazı anlarda sahnede kurulan atmosfer salonun tamamını sarıyor ve seyircinin dikkatini tek bir noktaya topluyor. Reji tercihleri ise gösterişten uzak ama son derece bilinçli. Sahnedeki her detay oyunun ritmini ve anlatısını destekleyen bir bütünlük oluşturuyor. Işık, sahne düzeni ve tempo dengesi oyunun etkisini güçlendiren önemli unsurlar haline geliyor. Oyunun rejisörü ve Metni çeviren Semih Değirmenci, her yeni projeyle daha da görünür hale gelen başarını büyük bir takdirle takip ediyorum. Sonuç olarak ortaya çıkan tablo, emek verilmiş, düşünülmüş ve seyirciyle güçlü bir bağ kurmayı başaran bir tiyatro deneyimi. Böyle çalışmaların tiyatro sahnesinde yer alması gerçekten sevindirici. Emeği geçen herkesi içtenlikle kutluyorum. Alkışınız bol olsun.
Düşüş / Har Teatra