🎭Bu akşam Koma Sahne’de, Tiyatro Ras ve Tiyatro Çizgi ortak yapımı "PALTO İŞTE BÜTÜN MESELE BU” oyununu izledim.
🎭Nikolay Gogol’ün “Palto”sundan uyarlanan bu yorum, klasik bir sahne uyarlaması değil. Kostümden makyaja, sahne diline kadar daha sade ama aynı zamanda yaratıcı bir yaklaşıma sahip. Büyük dekorlar ya da detaylı kostümler yerine, oyuncunun bedeni ve sahne üzerindeki hareketi merkeze alınmış. Bu tercih de oyunun dilini daha akışkan ve canlı kılmış.
🎭Oyun tek perde, 65 dakika sürüyor ve başından sonuna kadar tempoyu düşürmüyor. Reji oldukça dinamik; uzun blackout’lara girmeden, akışı kesmeden ilerliyor. Basamaklı dekor kullanımı sahneye hareket katıyor. Arkada bir perde var ve oyuncular bu perdenin arkasında basit kostüm değişimlerini yapıyor. Bu geçişler oyunun ritmini bozmadan, akışın içinde kalıyor.
🎭Oyunculuk tarafı çok güçlü. Ana karakter Akaki Akakievich’i oynayan oyuncunun rolü sabit kalırken, diğer oyuncular birden fazla karakteri canlandırıyor. Bu geçişler büyük efektlerle değil; bir ceket, bir pelerin gibi basit dokunuşlarla ama esas olarak beden diliyle, sesle ve tonlamayla kuruluyor.
🎭Oyunun müzikli bir tarafı da var. Başlangıçtan itibaren kurulan müzikli yapı, oyun boyunca aralara serpiştirilen şarkılarla devam ediyor. Bu da anlatıya ayrı bir ritim kazandırıyor.
🎭Oyunun adı Shakespeare göndermesi içerirken, oyun boyunca aralara serpiştirilen “olmak” vurgusu, finalde o meşhur Shakespeare tiradına bağlanıyor. Bu bağ, oyunun kapanışında oldukça güçlü ve etkili bir karşılık buluyor.
🎭Ben oyunu ön sıradan izledim. Koma Sahne bu oyun için biraz dar kaldı hissini aldım. Özellikle basamaklı yapısı nedeniyle sahneyle seyirci arasında bir miktar mesafe iyi gelebilirdi. Bu anlamda daha geniş bir sahnede oyunun etkisinin daha da artacağını düşünüyorum.
🎭Genel olarak çok yaratıcı, çok diri ve çok iyi oynanmış bir iş izledim. Daha fazla duyulmasını, daha geniş sahnelerde uzun süre oynanmasını isterim. Ve açık söyleyeyim: İzlenmesi gereken bir oyun.
🎭Bu akşam Kadıköy Boa Sahne’de, Momentum Tiyatro’nun “HİÇBİRİ BİZİM SUÇUMUZ DEĞİL” oyununu izledim. Metni yazan ve oynayan Enfal Uzel, yönetmen koltuğunda ise Yaşar Bayram Gül var.
🎭Sahnede karşımızda Zeynep adlı bir edebiyat öğretmenini bulduk. Ne biz onun neden orada olduğunu biliyorduk ne de kendisi, üstelik hiçbir şey hatırlamıyordu da. İçinde bulunduğu durumu anlamlandırmaya çalışırken bir çıkış yolu arıyor ve yer yer bizden bir karşılık bekliyordu. Derken anlatım, farklı seslerin ardı ardına devreye girdiği parçalı bir yapıya dönüştü. Tek bir bedenin içinden birden fazla hayat dinlemeye başladık. Başta kopuk duran bu parçalar zamanla birbirine yaklaştı ve finalde tek bir yerde toplandı. Bu açıdan bakınca kurgu kendi içinde iyi çalıştı.
🎭Lakin benim için içine girmesi kolay bir metin olmadı. İzlerken bir süre neyin peşinden gittiğimi anlamaya çalıştım. Arada bazı temalar belirdi, karakterler bir yerden tanıdık geldi, bir şeylere temas etti ama bu temaslar derinleşmeden, birbirini büyütmeden geçip gitti gibi. Bu yüzden de bütün bu yapı tam olarak neyi anlatmak için kuruldu, orada net bir karşılık bulamadım. Bu kadar katmanlı bir anlatımın gerçekten gerekli olup olmadığı sorusu kaldı bende.
🎭Sahne kullanımı oldukça sadeydi. Perde ve arkasındaki ışıkla kurulan düzen, oyuncunun zaman zaman perdenin arkasına geçmesi ve gölge oyununu andıran anlar görsel olarak dikkat çekiciydi. Ancak bu tercihin oyunun bütününe nasıl bir katkı sunduğu konusunda ben tam olarak ikna olamadım.
🎭Oyunculuk tarafı ise çok daha netti. Karakterler arası geçişler kontrollü, temiz ve inandırıcıydı. Aynı beden içinde farklı kişilikleri ayırt edebilmek kolay bir şey değil, burada bunun karşılığı vardı. Bu yüzden performansın metnin önüne geçtiğini düşündüm.
🎭Bende kalan şu oldu: Kurgusu üzerine düşünülmüş, oyunculuğu güçlü ama neyi anlattığı konusunda beni tam olarak ikna edemeyen bir iş izledim. Yolları açık, alkışları bol olsun.
Palto İşte Bütün Mesele Bu / Tiyatro Ras