🎭KÜLLER oyununu izlemek için ilk kez gittiğim İmalathane Sahne, dönüştürülmüş yapısıyla oyunun dünyasına daha en baştan bir zemin hazırlamış. Salonun fiziksel olarak soğukluğu seyir deneyimimi yer yer zorlayan bir unsur olsa da, oyunun geçtiği dünyanın hissine temas ediyor oluşu benim açımdan ironik bir karşılık yarattı.
🎭Sahne tasarımı; renk, ışık ve yerleşim hikayeyi destekleyen bir bütünlük oluşturmuş. Bu bütünlük içinde ilerleyen oyun ise dağılmadan, odağını kaybetmeden akıyor. İzleyeni adım adım içine alan, merak duygusunu diri tutan bir ritim yakalanmış.
🎭Metin, merkezine güçlü bir mesele yerleştiriyor. Bu mesele, bende 2007’de Isparta’da düşen ve içinde bilim insanlarının da bulunduğu uçak kazasını anımsatan bir çağrışım yarattı. Bu çağrışım, oyunun kurduğu zemini benim için daha da ağırlaştırdı. Öte yandan sahnede ilerleyen süreç yalnızca bir mesleki uygulama olarak kalmıyor, aynı anda iki karakterin geçmişlerine doğru açılan, katman katman ilerleyen başka bir “otopsi” hissi de taşıyor. Bu çift katmanlı yapı, oyunun en güçlü taraflarından biri.
🎭Buna karşılık, metne eklenen (hayvana, kadına şiddet gibi) bazı başlıkların oyuna bir katkı sağladığını düşünmüyorum. Aksine, zaten güçlü olan ana hattın yanında gereksiz bir kalabalık yaratıyor.
🎭Oyunculuk tarafında iki farklı yaklaşım var. Performanslardan biri daha içten ve geçirgen bir yerden ilerlerken (Lara karakteri), diğerinde tercih edilen aşırı yüksek ton (Ayşe karakteri) benimle bir bağ kuramadı. Bu durum bana göre sahnedeki dengeyi yer yer etkiledi.
🎭Yazarı ve yönetmeni Ozan Karakaş, ilk işinde ne anlatmak istediğini bilen bir çerçeve kurmuş. Reji, metnin ihtiyacını gözeten bir sadelikte ilerliyor ve oyun, süresi boyunca odağını kaybetmeden tamamlanıyor.
🎭KÜLLER, kurduğu atmosfer, taşıdığı mesele ve iki kişi üzerinden açtığı alanla beğendiğim bir oyun oldu. Kısıtlı imkanlarla ama aşkla yapıldığı belli olan, özenli, incelikli ve özgün bir iş izledim. Oyunun farklı sahnelerde de karşılık bulmasını, daha çok insana ulaşmasını isterim. Oyunun yolu açık, alkışı bol olsun.
🎭DENETÇİLER, apartmanı küçük ölçekli toplum olarak ele alan bir oyun. Aynı yapı içinde bir araya gelen farklı bireyler, bir toplantı etrafında karşı karşıya geliyor fakat bu karşılaşma, ortak bir zemin üretmekten çok ayrışmayı görünür kılıyor. Tartışmalar kısa sürede kişiselleşiyor, herkes kendi alanını korumaya yöneliyor. Bu durum, bireyselliğin öne çıktığı, uzlaşmanın zorlaştığı bir ilişki biçimini açığa çıkarıyor.
🎭Toplantı ilerledikçe, insanlar birbirlerine dair belli bir merak taşısa da bu merak tanımaya dönüşmüyor. Bilgi ve izleme var ancak temas yüzeyde kalıyor. Bu da iletişimin kolayca yargıya ve suçlamaya kaymasına yol açıyor. Ortaya çıkan bu tablo, daha geniş bir toplumsal ilişki biçimini de düşündürüyor.
🎭Denetçilerin sahneye girmesiyle birlikte oyun farklı bir düzleme geçiyor. Kıyafetlerinden beden kullanımlarına kadar belirgin bir şekilde fantastik bir dünya kuruluyor. Bu tercih, sahnedeki atmosferi değiştirip yapıya ayrı bir katman ekliyor. Aynı zamanda kurallar koyan, müdahale eden ve süreci yönlendiren bir güç olarak daha geniş bir sistemi çağrıştırıyor.
🎭Buraya kadar oyunun anlatmak istediğini düşündüğüm çerçeveyi ifade etmeye çalıştım ancak bu anlamların sahne üzerinde aynı güçte karşılık bulduğunu söylemem zor. Buna ilave, mesela, Daire 2’ye dair kurulan hat bir soru işareti olarak bırakılmış. Ancak bu belirsizlik, anlamı genişleten bir alan açmaktan çok, nasıl yorumlanması gerektiği netleşmeyen bir boşluk hissi yaratıyor.
🎭Öte yandan finaldeki maddi ve manevi varlıkların yazıldığı sahne, oyunun en belirgin anı. Bu sahne, karakterler arasındaki mesafeyi kısa süreliğine kırarken, yüzeyde kalan ilişkilerin altını da daha görünür kılmış.
🎭Sahne tasarımı ise oyunun bana göre en güçlü yanı. Gri tonların hakim olduğu dekor ile fuşya kostümlü denetçiler arasındaki kontrast ve ışık kullanımı, sahnedeki iki ayrı düzlemi net bir şekilde ortaya koymuş.
🎭Genel olarak DENETÇİLER'in işaret ettiği anlamlar ve niyet anlaşılır ancak bu niyetin sahneye aktarım biçimi aynı ölçüde güçlü bir etki yaratmıyor. Yolları açık, alkışları bol olsun.
Küller / Helix Kolektif