Merhabalar, öncelikle söylemeliyim ki; "ADVİYE" oyunu daha ilk dakikalardan itibaren insanı içine alan bir oyun. Çünkü nasıl başlayıp nasıl bittiğini anlamadan akıp giden ve kendimizi kaptırdığımız güçlü bir metin ve güçlü oyunculukları içinde barındırıyor. Aslında genel olarak bütün insanlara hitap ediyor,cinsiyeti yok ama hikâye kadın üzerinden anlatıldığı için; bütün kadınlar olarak hayatımızda yaptığımız seçimlerimizin ne
kadar değerli ve önemli olduğunu gösteriyor bizlere. İsteklerimiz ve vardığımız noktalar,kayıplar yada kazançlar. Mutluluk mu? Mutsuzluk mu? Yada hayallerimizin seçimlerimizle kesişmesi yada yanımızdan geçip gitmesi gibi, bizi bazı çıkarımları yapmaya zorlayan bir hikaye.Oyun boyunca çokca hayatımızın bir yerine dokunan bu oyunu şiddetle tavsiye ediyorum. Mutlaka izlenilmesi gereken bir oyun. Gidin izleyin asla pişman olmayacaksınız..
Müthiş bir metin ve örgüsü var. Oldukça üst düzey bir oyunculuk istiyor. Ezgi Erarslan bunu başarıyla ortaya koyuyor. Işığından, şarkı seçimlerine, şarkıların söylenmesinden, hareket planlarına ve oyunun yönetimine kadar her şey çok iyi. Ödüller almasını beklerim.
Ben Eskiden Çok Ünlüydüm
Gökhan Erarslan'ın yazıp, yönettiği, Ezgi Hüyükpınar Erarslan'ın yaşar kıldığı " Ben Eskiden Çok Ünlüydüm " ün yapımcılığını Tiyatro Gestus üstlenmiş.
Öncelikle belirtmek isterim ki, Ezgi Hüyükpınar Erarslan, " Market", "Orijinal Günahlar" , "Reddimiras " oyunlarındaki başarısına bir yenisini daha eklemiş...
Korku, dehşet bulaşıcı bir hastalık gibiydi aslında.En yakın arkadaşları Esra ve Feyza için bir anda 'öteki' oluvermişti Mavi.Dediğim gibi, öyle, bir anda, ansızın ! O artık sadece 'öteki'ydi.
Doğru, travmalarla dolu patolojik bir aile ortamında büyümüştü.
Doğru, insanlarla herhangi bir ideali paylaşmayalı çok olmuştu.
Evet, bazen bir çığlık atmak istiyordu.
Hiç şımarmamıştı ki zaten.Hiçbir şey olmamış gibi davranmayı denedi.Çocukluk yaraları kapanır sanmıştı.Artık tek bir meselesi vardı ; Yok olmak mı, var olmak mı ?
Gökhan Erarslan şöyle tanımlıyor oyunu :
" Çocukluğunda yarası olan hepimizden bahsediyor bu oyun.Örneğin, 90’lı yılları nasıl bilirsiniz? Tetris, Alf, Süper Baba, Çarkıfelek, İkinci Bahar, Cartel ve diğerleri… Peki, bu 90’lı yıllar gerçekten tatlı bir rüya mıydı yoksa bitmek bilmeyen berbat bir kâbus mu? O yıllarda çocuk yıldız olarak ünlü olmuş fakat şimdilerde hiç kimsenin hatırlamadığı bir oyuncunun gözünden geçmişe bakalım ve bugüne ait bir soru soralım: Hikâyenin devamı nasıl olmalı? "
Nasıl olmalı ? Genç kadın geçmişini silmeli mi, yoksa o geçmişte yara aldığı olaylara, insanlara geri mi dönmeli ? Hayata nasıl tutunmalı ? Sahi, nasıl ?
" Ben Eskiden Çok Ünlüydüm " ödeşmelerimizle, kapanması gereken hesaplarımızla, kalp ve hayal kırıklıklarımızla yüzleştiriyor bizi.Peki, böylesi bir yüzleşmeye hazır mıyız ? Ya da ne kadar hazırız ?
Songül Şahin, DasDas Sahne'da olduğunu bildirdi
2 hafta önce