Oyuna Işıl Kasapoğlu rejisi olduğu için büyük bir heyecanla gittim. İlk 30-40 dk beni kendine çekti, gerilim adım adım tırmandı ve pik noktada patlama olacak diye beklerken didaktik bir esere dönüştü, karakterler sosyal nutukları klişe laflarla atmaya başladı ve heyecan söndü bir daha da oyunun sonuna kadar tırmanmadı, sonu da bu yüzden şiddetin liberal kullanımına rağmen izleyiciyi sarsmadı ‘Neden oldu ki?’ Dedirtti. Ama Cevap ‘Neden olmasın?’ değil. Barda filmi sebepsiz şiddet gösteren karakterleri ile, şiddettin şehrin göbeğinde güpegündüz bile olması birileri size duysa da bilse de susması ile izleyiciyi etkilemişti. Oyun o kadar çok şeyi eleştirmek istiyor ki özündeki en basit şeyi atlıyor: Sadece insanın ne kadar kötü olduğunu gösterebilse tüm o nutuklara gerek kalmayacağı gerçeği. Çocuğa anlatır gibi her şeyi olduğu gibi söylemek biraz izleyicinin başta cahil ve aptal olduğunu kabul etmek gibi geliyor bu da kimseyi eğitmenin etkili bir yolu değil umarım sanatçılarımız artık bunu anlar. Olaylar, durumlar üstüne ‘özgün’ şeyler üretir, yeni bakış açıları getirirsiniz toplumu sanatla eğitebilirsiniz, ‘orada ne işi varmış derler’ gibi basit replikleri beğenen vardır belki ama benim için sadece konunun değerini azaltan bir unsur. Baştan savma buldum bu toplumsal mesaj verme şeklini Işıl Kasapoğlu ismi daha fazlasına beklenti yaratıyor. Tardu Flordun ve Deniz Çakır’ı görmek güzeldi, çok güzel oyunculuk sergilediler. Küfürler beni başta rahatsız etmedi çünkü bu insanlar var ve böyle konuşuyor, sahnede gösterilenden çok daha kötü şeyleri de yapıyorlar maalesef
Barda / Vigor Kültür Sanat