-
Adem Yılmaz'ın yazdığı ve Zeynep Sevi Yılmaz'ın yönettiği " Beyoğlu'nda Gizli Kanto," hiç kuşkusuz, geleneksel motiflerden yola çıkılarak hazırlanmış, biçemi, estetiği, yarattığı atmosfer, sahne üstü trafiği, akıcı sürekliliğiyle, yalınkatlıktan uzak, son derece başarılı, sürprizli bir müzikli oyun...salona girdiğiniz andan itibaren Nurhan Damcıoğlu'nun yorumladığı " Ben Kalender Meşrebim ", " Fındıkkurdu " gibi kantolarla yaşadığımız günlük hayhuyun giderek seyreldiğini hissediyorsunuz.
" Yangın var, yangın var ben yanıyorum,
Yetişin a dostlar tutuşuyorum..."
Yalın, yoğun, neşeli, iyi kurulmuş sahneler, Sezgin Uzunbekiroğlu, Adem Yılmaz, Barış Aytaç, Ece Kazımoğlu, Ezgi Oltes, Onur Erol, Sertan Özdemir'in kimlikten kimliğe girerek sergiledikleri başarılı oyunculuklar...
" Aldatırım ben aldanmam
Küçük beyler mantara basmam."
Adem Yılmaz'ı yıllar önce " Damdaki Kemancı "da Motel yorumuyla izlemiştim." Beyoğlu'nda Gizli Kanto " ya yazar kimliğinin yanı sıra, üstün sahne sempatisi ve yaşar kıldığı Kumaş Tüccarı Beybaba / Dadı karakterleriyle çok şey katmış, dahası onların her tepkisini sanki yaşıyormuşcasına yansıtmış.
Sezgin Uzunbekiroğlu "Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını "nın ardından bu defa Müjgan/Marion olarak etkili bir oyunculuk performansına imza atmış.
"Katin'anın elinde makası
Biçemez ah biçemez
Katina'nın elinde makası
Biçemez ah biçemez
Biçmesini bilmez yavrum gülüm Katina'm
Getir biçeyim, getir biçeyim..."
Daha fazlasını keşfedin
Görsel Sanatlar ve Tasarım
Oyunculuk ve Tiyatro
1900'lerin hemen başında Beyoğlu...az ötede Francais Theatre.Renkli ışıklar, mondain hanımlar ve beyler.
Babasının konağında gündüz dikiş diken, dadısı ile zaman geçiren Müjgan geceleri Marion takma adıyla sahne almakta ve kanto söylemekte, dans etmektedir.Peruz, Virgin, Şamran, Atanasya gibi kantocudur o da.Müslüman Türk kadınının sahneye çıkmasının kesinkes yasak olduğu yıllardır.Bu nedenle Marion mahlasını seçmiştir zaten.Günlerden bir gün Elias ile tanışır...ve temaşa böyle devam eder.
"Ben kalender meşrebim güzel çirkin aramam,
Gönlüme bir eğlence isterim olsun..."
" Beyoğlu'nda Gizli Kanto " keyifle, güzel duygularla izleniyor: bittikten sonra belleklerde tekrar seyretme isteği uyandıran kalıcı bir tat bırakıyor.Özetle, " Beyoğlu'nda Gizli Tango " kaçırılmaması gereken, rejisi, oyunculukları, sahne, giysi tasarımı, ışık, müzik, koreogrisi başta olmak üzere her detayı ile üst düzeyde başarılı bir yapım.
-
Adem Yılmaz'ın yazdığı ve Zeynep Sevi Yılmaz'ın yönettiği " Beyoğlu'nda Gizli Kanto," hiç kuşkusuz, geleneksel motiflerden yola çıkılarak hazırlanmış, biçemi, estetiği, yarattığı atmosfer, sahne üstü trafiği, akıcı sürekliliğiyle, yalınkatlıktan uzak, son derece başarılı, sürprizli bir müzikli oyun...salona girdiğiniz andan itibaren Nurhan Damcıoğlu'nun yorumladığı " Ben Kalender Meşrebim ", " Fındıkkurdu " gibi kantolarla yaşadığımız günlük hayhuyun giderek seyreldiğini hissediyorsunuz.
" Yangın var, yangın var ben yanıyorum,
Yetişin a dostlar tutuşuyorum..."
Yalın, yoğun, neşeli, iyi kurulmuş sahneler, Sezgin Uzunbekiroğlu, Adem Yılmaz, Barış Aytaç, Ece Kazımoğlu, Ezgi Oltes, Onur Erol, Sertan Özdemir'in kimlikten kimliğe girerek sergiledikleri başarılı oyunculuklar...
" Aldatırım ben aldanmam
Küçük beyler mantara basmam."
Adem Yılmaz'ı yıllar önce " Damdaki Kemancı "da Motel yorumuyla izlemiştim." Beyoğlu'nda Gizli Kanto " ya yazar kimliğinin yanı sıra, üstün sahne sempatisi ve yaşar kıldığı Kumaş Tüccarı Beybaba / Dadı karakterleriyle çok şey katmış, dahası onların her tepkisini sanki yaşıyormuşcasına yansıtmış.
Sezgin Uzunbekiroğlu "Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını "nın ardından bu defa Müjgan/Marion olarak etkili bir oyunculuk performansına imza atmış.
"Katin'anın elinde makası
Biçemez ah biçemez
Katina'nın elinde makası
Biçemez ah biçemez
Biçmesini bilmez yavrum gülüm Katina'm
Getir biçeyim, getir biçeyim..."
Daha fazlasını keşfedin
Görsel Sanatlar ve Tasarım
Oyunculuk ve Tiyatro
1900'lerin hemen başında Beyoğlu...az ötede Francais Theatre.Renkli ışıklar, mondain hanımlar ve beyler.
Babasının konağında gündüz dikiş diken, dadısı ile zaman geçiren Müjgan geceleri Marion takma adıyla sahne almakta ve kanto söylemekte, dans etmektedir.Peruz, Virgin, Şamran, Atanasya gibi kantocudur o da.Müslüman Türk kadınının sahneye çıkmasının kesinkes yasak olduğu yıllardır.Bu nedenle Marion mahlasını seçmiştir zaten.Günlerden bir gün Elias ile tanışır...ve temaşa böyle devam eder.
"Ben kalender meşrebim güzel çirkin aramam,
Gönlüme bir eğlence isterim olsun..."
" Beyoğlu'nda Gizli Kanto " keyifle, güzel duygularla izleniyor: bittikten sonra belleklerde tekrar seyretme isteği uyandıran kalıcı bir tat bırakıyor.Özetle, " Beyoğlu'nda Gizli Tango " kaçırılmaması gereken, rejisi, oyunculukları, sahne, giysi tasarımı, ışık, müzik, koreogrisi başta olmak üzere her detayı ile üst düzeyde başarılı bir yapım.
-
-
Ve Günün Birinde Bir Şeyler Daha Öldü
Hangardz'dan " 52 Hertz "
Tahliye vapurunun iskeleden hareket etmesine dakikalar kalmıştı.Yüzlerde sadece korku, endişe, panik vardı...ve bir tokat !
Dört genç kadın tüm çocukluklarını, kayıplarını, hayata dair umutlarını, düş kırıklıklarını, sevdalarını yaşadıkları bu adaya bir oyunla veda etmek istiyorlardı.Bellekleri ve hatıraları onlara ihanet etmeyecekti nasılsa.Evet, bir oyun...neden olmasın ?
" 52 Hertz " günümüzde, özellikle niteliksel ve estetik anlamda hayli seyrelmiş, hatta az bulunur bir duyarlığı, kat kat derinleştiren, çağcıl, akıcı, enerjik, yalınkatlıktan uzak bir sahne diliyle izleyiciye yansıtıyor.Dahası biçemi, iç sürekliliği, yarattığı atmosfer ile de zaman, hatırlama, özlem ve çağrışımları başarıyla aktarıyor.Özellikle Garine Maral Çizmeciyan'ın adeta bir virtüözite sergilediği o dans sahnesi...
Evet, " 52 Hertz " de sorgulama, tarihsel ve toplumsal sorunsallar, ödeşme, tartışma, edilgin bir suskunluk zekayla, estetikle, duyarlıkla ele alınmış.
Diana, Lara, Tara ve Garine'yi izlerken neden bilmiyorum bir Murathan Mungan şiirinde buldum kendimi.
" Seyyar bir fotoğrafçının dikkatiyle ve balkalarının elyzılarıyla yazdığı kitabı/ filme alıyormuş gibi, cebinde çocukluğu geçmişi, yüreğini koyarak filmin her karesine/ tamamlamış kendini." Evet, o tamamlamak hali.
Zinnure Türe yer yer absurde, gerçek ötesini zorlayan detayları, simgeleri, etki, izlenim, anı, algıları, yaşananlarla, olan bitenleri 'kusursuz,yalın bir bütünsellik' içinde yorumlamış.
Garine, Tara, Lara, Diana için ada denizdi, ada özgürlük, ada kendini bulmaktı...boyunlarında taşıdıkları kolyeyi saklamamaktı.Kalabalık içinde görünür olmaktı.Geçmişe ait revnaklı zamanlardı.Adadan uzakta kalmak hiç iyi gelmemişti onlara...gelmeyecekti de.
Panço yoktu.Lale Sineması, yaz kampı, samimiyet yoktu...kalmamıştı.Hatıralar...sadece hatıralar ve zamanla soğuyan, buzkesen ilişkiler.Hepsi bu !
" 52 Hertz " izlenmesi gereken çok önemli bir çalışma.
Künye :
Metin: Ortak Üretim
Yönetmen: Zinnure Türe
Yönetmen Yardımcısı: Öykü Gökduman
Dramaturg: Miran Bulut
Oyuncular: Diana Chilingaryan, Garine Maral Çizmeciyan, Lara Narin, Tara Demircioğlu
Dış Ses: Miran Bulut , Sedat Can Güvenç , Zinnure Türe
Ses Tasarımı: NodDuo
Işık Tasarımı: Utku Kara
Kostüm & Aksesuar Tasarımı: Hilal Polat
Dekor Tasarımı: İsabel Gültop Gebenlioğlu
Görsel ve Afiş Tasarım։ Anet Sandra Açıkgöz
Fotoğraflar: Ayten Çelik
Video: Murat Çetinkaya
Yapım: Hangardz
Genel Koordinatör: Lara Narin
Operasyon Ekibi: Yeğya Akgün, Sevada Haçik Demirci, Antranik Kristapor Bakırcıoğlu, Bared Çil
Işık operatörü: Abrek Bayseç
Ses operatörü: Esra Değer
-
Ustalık katındaki rejisi, üst düzey oyunculukları ile Memet Baydur'a yaraşır bir esere imza atılmış...kutluyorum
Beyoğlu’nda Gizli Kanto / Map Production