-
Sertaç Sayın, " Gözbağcı", " Eşik" in ardından " Bozkır" ile de yepyeni bir zirveye erişmiş...yine sözünü başarıyla söylemiş ve adeta bir üçlemeye imza atmış.
-
Teksti, rejisi, oyunculuk performansıyla sadece iyi, başarılı değil, çok çok iyi ve çok çok çok başarılı, özü, sözü olan bir eser...dünyanın bir sahne olduğunu hatırlatan bir eser.
Doğukan Polat "Payidar Muhtar" yorumunda son derece inandırıcı, samimi ve sahici...oynamıyor, yaşıyor.
" Bozkır " birden çok kez izlenmeyi hak eden gerçek bir tiyatro hadisesi...
-
Bu anı ölümsüzleştirmemiz gerek, tamam mı ? "
Hani, bazen " Keşke başka birşey isteseydim," deriz ya." Eve Dönüşler / Annenin Çocuğunun Babası " nı ( Habitus Yay., 2021) okurken, bu piyesler mutlaka sahneye taşınmalı, diye düşünmüştüm.
2022 yılında, " Eve Dönüşler "i Kemal Aydoğan rejisiyle, Nalan Kuruçim, Caner Cindoruk, Alper Şimşek'in yer aldığı bir kadrodan izlemiş ve çok beğenmiştim.Bu kez bambaşka bir yorumla Fırat Aygün'ün yönettiği; Nazan Yerli, Fatih Pazvantoğlu, Baran Can Eraslan'ın başlıca rolleri paylaştığı " Eve Dönüşler "i gerçek bir kara komedinin tadına, nasıl desem, sonuna kadar varararak yeniden, hayranlıkla izledim.
Nefes kesen, nefee veren bir reji, her gesture, her mimik, her tonlamanın özenle hazırlandığı, gerçeği soyutlayan, soyutu katı gerçeğe dönüştüren, çoğu kez crescendo noktasına erişen üç başarılı yorum vardı sahnede.Gerçeküstü ile gerçeğin kesiştiği noktada ortaya çıkan grotesk figürler de cabası.
" Macbeth'in Cadıları / Bir De Bizden Dinleyin " adlı oyunda ilk kez izleme fırsatını bulduğum Nazan Yerli, " Eve Dönüşler " de yaşar kıldığı mutsuz, öfkeli, bıkkın, çaresiz, matemli, umutlu, umutsuz, özverili, ihtiraslı anne yorumuyla bir kez daha hak ettiği alkışı fazlasıyla alıyor ve canlandırdığı karakteri bilinçli bir biçim ve biçem içinde ortaya koyuyor.
Anne baba kaybettiklerini sandıkları oğulları Gustav'ın yasını tutarken, onun aniden eve dönüşüyle eski günlerine geri dönerler.Herşey yolunda gibidir aslında...ama Gustav bir kez daha ölüp ortadan kaybolup, tekrar eve döner.Sonra bir defa daha...fakat her geri dönüşte birşeyler değişmektedir ister istemez.Anne baba çocuk üçgeni dağılmıştır çoktan.İletişim kopmuştur. Trajedi, o ağır duygu fırtınaları yerini komediye bırakmıştır artık.
" Eve Dönüşler " i izleyin, ama mutlaka izleyin.
-
4 Mart 2026 tarihinde Kült Sahne'de izledim. Grotesk, absürt bir dünyada ebeveyn olma, sorumluluk, umut gibi konuları sorgularken buldum kendimi ve pek sevdim. Dekorun sadeliği ve kağıtların "her şey" olması, metnin bize alan bırakması, oyunculukların leziz hali çok çok güzeldi. Oyundan sonra da 70 dakika söyleşi yaptık ve çok keyifliydi. Bir daha Ankara'ya gelirlerse kaçırmayın derim, sevgiler.
-
Deney Atölyesi'nden
" 1 2 3 4 = Bakkhalar "
Euripides'in yazdığı, Güngör Dilmen, Oruç Aruoba'nın dilimize kazandırdığı " Bakkhalar " adlı antik Yunan trajedisini Serkan Karabayır uyarlayıp, yönetmiş.Oyunda şair olarak Friedrich Nietzsche ve ressam olarak Rafet Arslan ile merhabalaşıyor izleyici...
Fuayede içe işleyen bir şarkı ile başlıyor " 1 2 3 4 = Bakkhalar ".
Ansızın Thebai'de buluyoruz kendimizi.
Pentheus, Teiresias, Kuklacı, Agave, Dionysos ve diğerleriyle tanışıyoruz peş peşe.Baştan çıkartan Dionysos bir anda bizi bambaşka illüzyonlara, alemlere sürüklüyor.
Douglasvegas ve Umut Bozkurt'un müzikleri, Bilge Çelik'in hareket, Da'nın kostüm, Mehmet Ergün'ün ışık tasarımları oyuna çok şey katarken, tanrılar tanrısı Zeus ile ölümlü Semele'nin oğlu Dionysos rolünde Görkem Günay devinim, jest, mimik, tavır bütünlüğü ve sahne sempatisiyle belleklerden kolay silinmeyecek, son derece etkileyici, çapaksız, başarılı bir yoruma imza atıyor.Adeta Dionysos'u kendisiymişcesine seyirciye yansıtıyor.
Deniz Boldaz, Cihan Bektaş, Tunç Mestçi, Gizem Güneş Vergili, Serkan Karabayır, Bilge Çelik kelimenin tam anlamıyla kusursuz bir uyum içinde, her türlü takdirin üzerinde değerlendirilmeyi hak eden bir oyun çıkarıyorlar.Yaşar kıldıkları karakterlere incelikle, özenle, tutarlılıkla yaklaşmışlar çünkü.
Yönetmen Serkan Karabayır sahne üzerindeki temponun düşmemesini, enerji ve heyecanı diri tutmayı, soluk katmayı, sözünü esirgemeden söylemeyi, amaç ' gerçek tiyatro yapmaksa ' bunun üstesinden gelmeyi başarmış.Daha ne olsun ?
" 1 2 3 4 = Bakkhalar " da çok değerli bir de sürpriz var.
Serkan Karabayır, hocası Çetin İpekkaya'nın Galatasaray İlkokulu'na giderken annesi İclal Hanım'ın kendisine verdiği tahta çantayı, oyunda Kuklacı'nın tasvirlerini sakladığı sandık (çanta) olarak kullanmış.
Bu oyunu izlemenizi öneririm
"
Bozkır / StandArts Yapım