-
Üç kadın ( Gülşen, Nebahat ve Hamiyet ) bir bombalı saldırı sonrası alışveriş merkezinde mevcut bir dükkanda mahsur kalırlar.
Kurtarılmayı beklerken kendileriyle ve hayatla yüzleşmeye başlarlar.
Eril dünyanın dayattığı/ önerdiği kurallara, yaşam tarzlarına, törel değerlere boyun eğmenin bezginliği, isyanı içindeydiler.
Nebahat " Kadın olmak çok zor "diyordu.Hamiyet zaten kendiyle evliydi.Gülşen içtiği çayı şampanyaya çeviren, limonu limonata yapanlardandı.
Adları vardı aslında ve bir o kadar da adları yoktu.Birbirleri için hem öteki, hem aynadaki yansıydılar.
Yazar/Yönetmen/Genel Sanat Yönetmeni Serdar Saatman "Son Zenne", "Sekshop, "Portakallı Kek", "Ölü Kadınlar Diyarı", "Lav", "Kim Ki Bu Şahika", "Gece Kraliçesi", "Naber Güzellik", "Şüphe'nin ardından "Burası Şey Yeri" ile izleyici karşışına çıkıyor.
"Burası Şey Yeri" adlı oyunun müziklerini Zümrüt Şahin, ışık ve dekor tasarımını Eren Kaan Atay, koreografisini Eylem Kaçalin üstlenmiş.
Serdar Saatman yazdığı, yönettiği " Burası Şey Yeri " adlı oyunda son derece önemli detayları yine cesurca ele almış ve başarıyla sahneye taşımış.
Parla Şenol, Sevcan Yaman, Sena Şahin yaşar kıldıkları karakterlerle her türlü övgüyü fazlasıyla hak ediyorlar.
Bu oyunu mutlaka izleyin, derim.
-
Evlilik yüzüğü mü, kahır halkası mı ?
Serdar Saatman yazıp, yönettiği " Burası Şey Yeri "adlı oyunda evcilleştirilemez duyguları yine başarıyla sahneye taşımış.
Parla Şenol, Sevcan Yaman ve Sema Şahin...zamanlamaları, mimik, beden dili kullanımlarındaki başarılarıyla hak ettikleri alkışı alıyorlar.Dahası sahnede hiçbiri, ama hiçbiri rol yapmıyor, yaşıyor.
İlk sahneden, son sahneye dek izleyiciyi sarıp sarmalayan, dinamik, etkileyici, kusursuz performanslı bir oyuna imza atılmış.
Kısaca, tüm ekip, mükemmel bir uyum içinde çalışmış ve ortaya " mutlaka izleyin " lik bir eser çıkartmış.Daha ne olsun?
-
Evlilik yüzüğü mü, kahır halkası mı ?
Serdar Saatman yazıp, yönettiği " Burası Şey Yeri "adlı oyunda evcilleştirilemez duyguları yine başarıyla sahneye taşımış.
Parla Şenol, Sevcan Yaman ve Sema Şahin...zamanlamaları, mimik, beden dili kullanımlarındaki başarılarıyla hak ettikleri alkışı alıyorlar.Dahası sahnede hiçbiri, ama hiçbiri rol yapmıyor, yaşıyor.
İlk sahneden, son sahneye dek izleyiciyi sarıp sarmalayan, dinamik, etkileyici, kusursuz performanslı bir oyuna imza atılmış.
Kısaca, tüm ekip, mükemmel bir uyum içinde çalışmış ve ortaya " mutlaka izleyin " lik bir eser çıkartmış.Daha ne olsun?
-
Oyun Yazarı olarak Özlem Erben gerçeğini ortaya koyan bu eser, tiyatro edebiyatına katkı niteliğini de taşıyor
-
" Önceleri Senden Hiçbir İz Yoktu"
Geçen gün Özlem Erben 'in Fredrik Brattberg'in "Eve Dönüşler" adlı oyunundan esinlenerek yazıp, yönettiği "Önceleri Senden Hiçbir İz Yoktu" yu izledim.
Etkileyici bir özü, sözü, iletisi olan kara komedi tarzındaki oyunda üç genç oyuncunun başarılı yorumlarını da özellikle kutlamak istiyorum.
Erdem kaybolmuştu yine...tıpkı liyakat gibi.Omurgalı duruş gibi.
Erdem kaybolmuştu bir kere ! Ya güzel duygular, sevgi sözcükleri ?
Kaybolan çocuklar, kaybolan kadınlar...
Hiçbir vakit, tıpkı Godot gibi çıkıp gelmeyecek bir çöpçü vardı.Karton, kitap, oyuncak topluyordu sadece.
Çöpçü dış dünyada bizi tamamlayacak bir kurtarıcı olabilir miydi sahiden?
Oyuncak tahta at bunca çürümüşlüğün içinde özgürlüğü simgeliyordu en çok.Umutları...belki var oluşu.Fırtınalı hayatları.
" Önceleri Senden Hiçbir İz Yoktu" içerdiği alt metinleri, duygu geçişleriyle Özlem Erben'i bir defa daha ustalık katına taşıyor.
Burası Şey Yeri / Tiyatro Oyun Kutusu