Aşağıdaki Pencere’yi izledim ve genel olarak etkileyici bir deneyimdi. Gül Doğa Selvi’nin oyunculuğu gerçekten çok güçlüydü; sahnedeki varlığı, duygu geçişleri ve seyirciyle kurduğu bağ oldukça başarılıydı. Performans anlamında izleyiciyi içine çeken, sahici ve akıcı bir oyunculuk izledim. Metin tarafında ise yer yer uzayan, ritmi düşüren ve bazı mesajları fazla doğrudan veren bölümler olduğunu düşündüm. Bu
anlarda anlatının gücü biraz zayıflıyor gibi hissettirdi. Ancak buna rağmen metnin temel fikri ve sahnedeki karşılığı izlemeye değer bir bütün oluşturuyor. Genel olarak oyunculuğun metni taşıdığı, etkileyici bir performans izlediğim bir oyundu. Bu nedenle 10 üzerinden 8 puan verdim. Emeği geçen herkesin eline sağlık.”
Şairler Mezarlığı’nı izlemek benim için sadece bir oyun izlemek değil, sahnede kurulan şiirsel bir dünyanın içine dahil olmak gibiydi. Dilek Uluer ve Selena Demirli, metnin ruhunu yalnızca oynamakla kalmayıp adeta içlerinden geçirerek sahneye taşıdılar. Kurdukları ritim, sessizlikleri kullanma biçimleri ve duygu geçişlerindeki incelik gerçekten çok etkileyiciydi. Metin ise şiirselliğiyle, alt metniyle ve bıraktığı çağrışımlarla seyirciyi
pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp düşünmeye, hissetmeye ve kendi iç yolculuğuna davet eden bir yapıya sahipti. Her cümlede başka bir katman açıldı; izledikçe derinleşen, bittikten sonra da zihinde yaşamaya devam eden bir metin. Oyun bittikten sonra düşündüğüm ilk şey Ersin Doğan kaleminden doğan kitapları okumak ve başka oyunu var mı diye araştırmak oldu. Umarım daha çok tiyatro metni yazar ve böyle güzel eller de sahnede izleme fırsatımız olur. Şairler Mezarlığı; oyunculuk ve metnin bu kadar uyum içinde olması, sahnede çok nadir yakalanan bir bütünlük yaratmış. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım, hafızamda yer edecek bir deneyimdi. Emeği geçen herkesin yüreğine sağlık
Aşağıdaki Pencere / Temsili Sahne