Atlas Tiyatro ekibinden izlediğim ilk oyun oldu Dublörün Dilemması.
Kitabın tiyatroya uyarlamanın çok da kolay olmadığını düşünüyorum, bu nedenle ekibi tebrik etmek isterim. Zira Murat Menteş'in yoğunluklu mizahi üslubu kitaplarını okurken dahi sizi olumlu anlamda zorlayabilir.
Oyunun Baba Sahne'deki gösterimine bilet aldıktan sonra kitabı okudum ve oyunu izledim. Metni henüz okumanın verdiği duyguyla beklentimi biraz fazla tutmuş olabilirim. Ancak kabul etmek gerekir ki kitabın ana fikrini de oluşturan aynı anda birden fazla yerde olma konusu tiyatroda işlemek için gayet zor, Atlas Tiyatro bunu kitaptaki ile uyumlu şekilde maske kullanımıyla kotarmaya çalışmış ancak özellikle Nuh Tufan karakterinin çok sık giydiği Ferruh Ferman maskesi sanırım Ediz Akşehir'in yüzüne tam oturmadığından sesi oldukça boğuk hatta zaman zaman anlaşılmaz çıkıyordu. Ayrıca Nuh Tufan karakterinin kitapta da sıkça belirtildiği üzere albinoluğu daha anlaşılır olmalıydı diye düşünüyorum.
Tekin Bey, benim kitabı okurken hayal ettiğim İbrahim Kurban karakterinden farklı bir portre ortaya çıkardı, aynı şeyi Rıza Silahlıpoda karakteri için de söyleyebilirim.
Abdurrahman Merallı'yı ilk olarak Acaibü'l Temaşa'da izlemiştim, orada da dikkat çeken performanslardan birini sergilemişti, bu oyunda da fiziksel sahneleri ve iki çok farklı karakter olan Baretta ve Habib Hobo'yu çok başarılı canlandırıyor.
Kekeme bebek bezi kralı rolündeki Çetin Kaya'yı da beğendiğimi söylemeliyim.
Deniz Işın da ekibin kalanıyla gayet uyumluydu, O da dört farklı rolü oynadı, özellikle Taliha karakteri oyunda biraz daha fazla yer alabilirdi.
Müzikler oyunun ilerleyişiyle gayet uyumluydu.
Dekor her ne kadar kullanışlı olsa da oyuncuların düz duracakları ufak da bir alan olsa iyi olurdu sanki.
Oyun öncesi koltuklara bırakılan kartvizitler güzel düşünülmüş bir ayrıntıydı.
Özetle oyunda kitaptaki o absürd mizah havasını almayı daha çok beklerdim, özellikle Nuh Tufan karakteri daha derin işlenip, İbrahim Kurban ile arkadaşlıkları birkaç vurucu cümleyle daha iyi vurgulanabilirdi.
Bununla birlikte oyuna gitmenizi tavsiye ederim, umarım alkış ve gişeleri bol olur!
Baba Sahne'de izlediğim bu oyuna gitmeden önce oyunla alakalı hiçbir fikrim yoktu. Bir kitaptan uyarlandığını da oyun günü öğrendim. Kitabı okumadığım için ne derece uyarlandığı ve nasıl bir oyun olarak izletildiği konusunda fikrim yok. Oyun geçim sıkıntısı yaşayan Nuh ile yüz maskesi icadıyla yollarının tekrar kesiştiği arkadaşıyla girdiği süreci absürd bir dille anlatıyor. Oyunun konusu ilgimi çekmemesine rağmen oyun kendini izletiyor. Oyuncular gerçekten çok iyiydi ve bir ara kimin hangi karakter olduğunu şaşırdım. Oyun süresi boyunca farklı maskelere büründüler. Anlatılan bu hikayeyi anlatmak istedikleri gibi kafa karıştırıcı ve eğlenceli bir şekilde seyirciye geçirdiler. Bunların dışında sahne dekoru konusunda bir ekleme yapmak isterim. Zikzak şeklindeki platformun dışında bir şeyler daha olsaydı daha güzel olabilirdi. Sürekli hareket ettikleri eğimli platformlarda başarılı bir performans sergileyen oyuncuları kutlarım.
Oyunda emeği geçen tüm ekibin emeğine sağlık, teşekkür ederim.
Ediz Akşehir, Tekin Ezgütekin ve Abdurrahman Merallı başarılı performanslar sergilediler. Abdurrahman Merallı'nın akrobatik hareketleri çok komikti. Atlas Tiyatro Araştırmaları'nın Yabancı ve Sezuan'ın İyi İnsanı oyunlarında olduğu gibi bu oyunda da maske kullanımı vardı. Dekor ve sık kostüm değişimleri Acâibü'l Temâşa ve 39 Buçuk Basamak oyunlarını hatırlattı. Nuh Tufan, İbrahim Kurban, Dilara Dilemma, Umur Samaz, Ferruh Ferman gibi çağrışımlı, muzip ad ve soyadları olan karakterler, sanat ve popüler kültür ile ilgili referanslar oyunun metnini eğlenceli ve ilgi çekici kılıyordu.
Dublörün Dilemması / Atlas Tiyatro Araştırmaları