-
Bazen bir hikâye metinden çıkıp sahnede canlanmaz, sahnede doğar ya… Cehennem Çiçeği tiyatro uyarlaması tam olarak öyleydi.
Alper Canıgüz’ün o karanlık, ironik ve insanın içine sızan dünyası sahnede hiç sırıtmadan, hatta daha da derinleşerek anlatılmış. Oyuncuların enerjisi tek bir an bile düşmüyor; her replik, her bakış hikâyenin nabzını tutuyor. Anlatım ne aceleci ne de gevşek — tam kararında bir ritimle, izleyiciyi içine alıp bırakmıyor.Bittiğinde “güzeldi” demek yetmiyor; insan bir süre sessiz kalmak istiyor.
Emeği geçen herkesin eline, aklına, cesaretine sağlık. Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen, sahneden bu kadar “gerçek” gelen bir iş izlememiştim.
-
Bazen bir hikâye metinden çıkıp sahnede canlanmaz, sahnede doğar ya… Cehennem Çiçeği tiyatro uyarlaması tam olarak öyleydi.
Alper Canıgüz’ün o karanlık, ironik ve insanın içine sızan dünyası sahnede hiç sırıtmadan, hatta daha da derinleşerek anlatılmış. Oyuncuların enerjisi tek bir an bile düşmüyor; her replik, her bakış hikâyenin nabzını tutuyor. Anlatım ne aceleci ne de gevşek — tam kararında bir ritimle, izleyiciyi içine alıp bırakmıyor.Bittiğinde “güzeldi” demek yetmiyor; insan bir süre sessiz kalmak istiyor.
Emeği geçen herkesin eline, aklına, cesaretine sağlık. Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen, sahneden bu kadar “gerçek” gelen bir iş izlememiştim.
-
Cehennem Çiçeği, buradaki bazı yorumlardan da anlaşılacağı üzere, adeta turnusol kağıdı gibi bir oyun. Tiyatroya, veya genel olarak sahne sanatlarına bakışımızda, sahnede olup bitenle arasında steril bir mesafe arayan seyirci kitlesiyle, gerçek bir şeyler izlemeye kendini teslim edebilen seyirci arasında bir turnusol kağıdı görevi görüyor. Oyunun bütün güzelliğinin, her şeyin o an orada gerçekleşmesinden gelen, sürekli olarak an'ı yeniden kuran ve kendini ciddiye almayan doğasından geldiğini düşünüyorum. Halihazırda güncel sanatta ve sahne sanatlarında geleneksel dışı işleri kucaklamaya direnen bir genel izleyici kitlesinin ve ne yapması gerektiğini hayatın çoğu alanında başkasından duymaya alışmış öznelerin oluşturduğu bu toplumu göz önünde bulundurduğumuzda neden bağ kurulamayabileceğini anlayabiliyorum. Yani anlayabiliyorum demek isterdim ama anlayamıyorum, oyundan ilk çıktığımda aklımdan bunlar geçmişti. İki kere izlediğim ve fırsat buldukça yeniden izlemek isteyeceğim bu harika oyunun tüm bileşenlerine, bize hafiflemeyi, dayanışmayı ve oyun oynamayı hatırlattığı için teşekkür ederim. Cehennem Çiçeği sahne arkasındaki ekip kimyası ve sahne önüne yansıttığı özgün yöntemleriyle, görmeye çok ihtiyacımız olan bir şeyleri bize gösteriyor. Sahnede olan bitenleri seyirciden ayrışan ve ondan daha yüksek konumlanan bir yerde görmeye alışık olan halimize ezber bozduruyor; karakterlerini statik kimliklere sıkıştırmıyor; anlatı akışını da bu lineer olmayan düzlemde izlenen bir şeyden ziyade içine çeken ve sizinle beraber yaşayan, akan bir şeye dönüştürüyor. Daha nice böyle işler görmek dileğiyle.
-
Yaşanmış bir hikaye. Hatta belki de en ilginç hırsızlık öyküsü. Oyunculuklar harika, text çok özenle yazılmış, Yartev ve Vartev karakteri hiciv ustalığıyla yazılmış ve oynanmış. Gerçek kuklalarla tarih değişse bile siyasi atmosferin değişmediğini düşündüren bir eser olmuş
-
30 kasım da Yuvakimyon Lisesinde izleyebildim. Harika bir oyundu. Oyuncular da çok iyiydiler. Çok emek verilmiş bir tiyatro izledik...
Emeğinize sağlık 🥰
Cehennem Çiçeği / Kadro Pa