Oyunu dün Kadıköy Baba Sahne'de izledim. İyi yorumla başlayayım; oyunculuklar çok iyi. Özlem ve Gülhan Hanımlar zaten oyunculuklarını bildiğim isimlerdi, Ceyda Hanım'ı ilk kez izleme şansına eriştim. Söyleyecek tek olumsuz lafım yok. Fakat, oyunun rejisiyle ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorum. Rum bir manav çırağının dramatik hikayesi gayet dramatik olarak işlenirken ölen kocasının eşcinsel olduğunu öğrenen kadının dramatik hikayesi ucuz bir komediye dönüşmüş. Burada hikayeyi anlatan Özlem Hanım'ın çok yetkin bir komedi oyuncusu olmasının etkisi elbette vardır. Fakat Özlem Hanım kalibresinde bir oyuncunun doğru reji ve yönlendirmeyle bu hikayeyi gayet dramatik de anlatabileceğine eminim. Bazı sahnelerin belli seyircileri olduğuna da inanıyorum. Baba Sahne'ye gelen seyirci gülmek istiyor olacak, Özlem Hanım ağzını her açtığında bir kahkaha koptu salonda. Yıl olmuş 2026, bir kadının ölen kocasının erkek sevgilisi olması, bunu öğrenen kadının durumu inkar etmeye çalışması hala kahkaha alabiliyor, bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bu oyunu Kumbaracı'da izleseydim farklı olacağına da eminim. Bir de oyunun sonunun ne ara geldiğini anlamakta zorlandım. Zaten kısa bir oyun, güzel ve kararında bir komediyle başlıyor. Sonuna doğru işler ciddileşiyor ve seyircide heyecan artıyor, diyorsun ki işte şimdi çatışmalar, hikayeler başlıyor. Sonra komedi unsuru tadını kaçırıyor, birden oyun sonlanıyor. Evet, bu hikayeler hayatın içinden hikayeler, evet hayat da böyle başı sonu belli değil. Ama oyunun tanıklık etmemizi istediği hayatın içinden gerçekler de bu kadar havada değil.
Avrupa nasıl bugünkü Avrupa oldu, buna sebep olan itici güçler neydi diye soran olursa, kitap, belgesel dışında herhalde bu oyunu da öneririm.
Yüzyıllar boyu süren, kilise ve kralların iktidar savaşını dünyevi iktidarın yani din dışı gücün kazanmış olmasının sebeplerinden birini ve bunun akabinde laikliğin bir fikir olarak ortaya neden çıkmış olduğunu apaçık bir şekilde görebilirsiniz.
Oyun, katolik ve o günlerde yeni yeni taraftar toplayan protestan mezhebinin ayrılıkçı inananlarıyla oluşan bakış açısı ikileminde; katı, sorgusuz sualsiz var olan dogmalara inananların, kendi görüşlerine uymayan ve hoşuna gitmeyen insanları cadı ve cinlere karıştığını söyleyerek şeytana hizmet ettiği suçuyla ortadan kaldırmaya çalışmasını işliyor. (Günümüzde, herhangi bir iktidarın yarattığı/hedef gösterdiği düşmanı etkisiz hale getirmeye çalışırken, diğer hoşuna gitmeyen düşüncelere sahip olan karşıt fikirli kişileri de aynı kefeye koyarak alt etmeye çalışmasına da cadı avı denmesinin sebebi budur.)
Ana hikaye bu iken, aslında olayın yalnızca bundan ibaret olmadığı ortaya çıkar ve köydeki yasak ilişkisinden toprak sahibi birinin çıkarına; rahibin dindarlıktan kör olmuş gözlerinden valinin itibarından dolayı geri adım atamamasına, tüm köyün kendi hırsları ve menfaatleri doğrultusunda birilerini hedef göstermesine şahit oluruz. Hedef gösterdikleri, görmedikleri halde ortalığı karıştırdığına, tüm kötülüğü yarattığına emin oldukları şeytan aslında kendi nefisleridir. Bu iç içe geçmiş birbirine bağlı olaylarla oyun çok katmanlı ve derinlikli bir hale bürünüyor. Tüm karakterlerin iç motivasyonunu görebilmemiz, aralarındaki diyaloglarda biz seyircilerin her bir karakteri sanki yıllardır tanıyan ve söylediklerinin yalan olduğunu bilen komşularıymışız hissiyatı yaratıyor.
Cehenneme giden yolların iyi niyet taşlarıyla örülü olmasını doğrular vaziyette, dini ve tanrıyı en çok savunan, onun yolundan ayrılmadığını söyleyen kişilerin motivasyonlarının aslında bu değil de, kendi hırsları ve menfaatleri olduğunu görmeye başlıyoruz. Şeytanı havada ararken, içlerinde buluyoruz.
Oyun, zamanın ruhunun toplumsal histeriyle buluştuğunda ne gibi korkunç yerlere varılacağını; dinin nasıl manipüle edilerek yanlış ve birilerinin çıkarına kararlar alınabileceğini göstermesiyle etkileyici.
Oyunun metni, çok katmanlı yapısı, sahne tasarımı, mizanseni ve oyunculukları gerçekten harikaydı. Biraz uzun olmasını eleştirebiliriz fakat anlattıkları ve göstermek istediklerini özümsemek, anlamak için yapılması gereken saatlerce okumaları göz önünde bulundurduğumuzda, bu kadar sürede bunu başarabilmiş olması da takdire şayan.
Kesinlikle öneriyorum. Emeği geçen herkese teşekkürler.
Çok güzel ve akıcı bir oyun. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Metin,müzik oyunculuk hepsi bir denge içinde çok etkileyiciydi. Herkesin emeğine sağlık.
Gaybubet Şehri / kumbaracı50