Tek bir kelimenin, "Araf"ın, dini anlamı üzerine kurulmuş, kaşık, ölüm, düzen, zaman(sızlık) gibi birbiriyle alakasız metaforlar ile soslanmış, mesajı, konsepti, hedefi belli olmayan, döne döne oynanan, izleyicilerin çoğunun da döne döne sıkıldığı, sanki "perde arası ne zaman" diye (oyun burada yazdığı gibi iki perde değil, tek perde) telefonlarına baktığı ilginç bir yapım... izlediğim seansta, oyun sonundaki cılız alkış, beğeni seviyesinin de göstergesiydi...
Maalesef İBŞT'nin vasat prodüksiyonlarından... Sahne tasarımı ve oyunculuklar tamam, iki duayen, usta oyuncu, rollere oturmuş fakat hikaye, metin, diyaloglar (aslında oyunun yüzde sekseni polisin monologları) o kadar gerçeklikten uzak ki, şaşırmamak elde değil.. birbiriyle çok farklı düzlemlerdeki ve 30 yıla yayılan olaylar nasıl eski bir sorgu (işkence) mekanına sıkıştırılmış, aşırı zorlama kesişmeler kurgulanmış çok ilginç... keyifsiz bir oyun, olmamış...
Aslında bu oyun yok. İstanbul Devlet Tiyatrosu beklentisinden çok uzak bir oyun.
Emeğe saygım sonsuz; ancak bu oyunu ne yönetmen, ne oyuncular, ne de azametli dekor kurtarabilmiş.
Aslında Kaşık Yok / İstanbul Devlet Tiyatrosu