Tiyatro Hemhâl’in en az ‘Dirmit’ oyunu kadar övülen ve beğenilen, henüz taze olan yeni oyunu “En Sevdiğinden Başla” yı 09.03.2026 tarihinde Moda Sahnesi’nde izledim. Oyuna neden bilet bulmanın zor olduğunu ve anında tükendiğini oyun sonunda anlamış oldum. Cidden çok sert, çok güçlü ve çok akıcı bir oyun seyrettik. Sahneye girdiğimizde nerdeyse dekor yok denilebilecek sadelikte bir sahne düzeni ile karşılaştık. Açıkçası dekorla desteklenebilecek bir oyun değil, bu sebeple amacına hizmet ettiğini düşünüyorum. Oyun; aynı mesleği icra eden Leyla ve Ömer’in ilişkisindeki çatışmaları, aşamadıkları duvarları ve aslında sancılı bir ayrılık sürecini bizlere izlettiriyor. Tüm bunlar olurken bu iki insanın gözünden o ilişkide nasıl bireysel bir mücadele verdiklerini, birbirlerini kabullenme aşamasında yaşadıkları çatırdamaları, aynı mesleği icra etmenin getirdiği ego savaşlarını ve bu sancılı sürecin bu iki karakteri nasıl bir evreye sürükleyeceğini merakla izliyoruz. Nezaket Erden zaten çok beğendiğim bir oyuncu, burada da fevkalâde bir performans sergileyeceğini bilerek geldim. Keza Hakan Emre Ünal da öyle, fakat bu oyunda benim asıl favorim kesinlikle Hakan bey oldu. Öyle sert, vurucu ve gerçekti ki; açıkçası bu kadarını beklemiyordum. Muhteşem bir oyunculuk resitali izlettirdi bizlere. Diğer oyuncuları da ayrıca çok beğendim, oyuna bütününde güzel bir enerji katıyorlar. Gelelim oyuna… Ömer; yazılarının arkasında emin bir şekilde duran, yazılarını işe dökebilme umuduyla günbegün çaba sarf eden, çok azimli, duygusal ve de çalışkan bir yazar. Ancak sektörün acımasız ve katılaşmış yüzü onu öylesine yormuş ki; artık hevesini yitirmeye başlıyor. İnsanların onun değerini ancak kendisinin yokluğuyla gösterebileceğine inanan bir karaktere sahip. Hâl böyleyken; Leyla da tam tersine oldukça hırçın, asi, hırslı ve birden hızla tırmanmaya başladığı şöhret merdivenlerinin getirdiği özgüven ile bir kaçış noktası arayan bir kadına dönüşüyor. Ve bu iki insanın tek ortak noktası olan bir bebek ve o bebeğin kaybı neticesinde bu iki insanı ayrılık eşiğine getiren o sancılı sürece tanıklık ediyoruz. Aldığı bir iş teklifi ile hayatı farklı bir yöne doğru evrilen Leyla’nın Ömer’e bu gidişi kabul ettirmeye çalışması bizi devamında bir zaman tünelinde gibi bu iki insanın tanışma ve ilişkinin başlama sürecine götürüyor. Leyla da Ömer’in tersine; hayatındaki insanları kafasında öldürerek ve buna kendini inandırarak hayata tutunan, yalanlarının arkasında kendine gizli bir dünya yaratan bir kadın. Bu iki zıt karakterli insanın ayrılık süreci izleyenlerde eminim kendinden ve ilişkisinden birtakım parçalar bulmasına sebep olacaktır. Zira bu bağlamda oyunun sert bir oyun olduğunu hatırlatmak isterim. “En Sevdiğinden Başla” aşka inancını yitirmek üzereyken bir çıkış yolu arayanların, baştan başlamaya cesareti olmayan insanların hikâyesi olmuş. Metin bence çok güzel ve akıcı. 2 buçuk saatin nasıl geçtiğini anlamadım. Bilet bulabildiğiniz taktirde asla kaçırmamanız gereken bir oyun olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Alkışınız bol, yolunuz uzun olsun…
Sesler /