Oyunu dün Kadıköy Baba Sahne'de izledim. İyi yorumla başlayayım; oyunculuklar çok iyi. Özlem ve Gülhan Hanımlar zaten oyunculuklarını bildiğim isimlerdi, Ceyda Hanım'ı ilk kez izleme şansına eriştim. Söyleyecek tek olumsuz lafım yok. Fakat, oyunun rejisiyle ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorum. Rum bir manav çırağının dramatik hikayesi gayet dramatik olarak işlenirken ölen kocasının eşcinsel olduğunu öğrenen kadının dramatik hikayesi ucuz bir komediye dönüşmüş. Burada hikayeyi anlatan Özlem Hanım'ın çok yetkin bir komedi oyuncusu olmasının etkisi elbette vardır. Fakat Özlem Hanım kalibresinde bir oyuncunun doğru reji ve yönlendirmeyle bu hikayeyi gayet dramatik de anlatabileceğine eminim. Bazı sahnelerin belli seyircileri olduğuna da inanıyorum. Baba Sahne'ye gelen seyirci gülmek istiyor olacak, Özlem Hanım ağzını her açtığında bir kahkaha koptu salonda. Yıl olmuş 2026, bir kadının ölen kocasının erkek sevgilisi olması, bunu öğrenen kadının durumu inkar etmeye çalışması hala kahkaha alabiliyor, bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bu oyunu Kumbaracı'da izleseydim farklı olacağına da eminim. Bir de oyunun sonunun ne ara geldiğini anlamakta zorlandım. Zaten kısa bir oyun, güzel ve kararında bir komediyle başlıyor. Sonuna doğru işler ciddileşiyor ve seyircide heyecan artıyor, diyorsun ki işte şimdi çatışmalar, hikayeler başlıyor. Sonra komedi unsuru tadını kaçırıyor, birden oyun sonlanıyor. Evet, bu hikayeler hayatın içinden hikayeler, evet hayat da böyle başı sonu belli değil. Ama oyunun tanıklık etmemizi istediği hayatın içinden gerçekler de bu kadar havada değil.
İnsanlar Mekanlar Nesneler / IdPro