Herkesin öve öve bitiremediği Şehir Tiyatroları’nın gözde oyunlarından Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’a sonunda gidebildim ama ne yazık ki beklentimin çok çok altında bir işle karşılaştım.
Oyunu Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde izledim. Tüm biletler tükenmiş gözükse de 40-50 kişilik boş yer vardı. Orkestranın da sahnede yer aldığı oyun başlar başlamaz bir anda neye uğradığımı şaşırdım ve yaklaşık bir 15 dakika hem söylenilenleri, hem de oyunu takip edip neler olup bittiğini anlamaya çalıştım. Bu nedenle oyuna ne yazık ki çok geç girdim. Acaba dedim benim zekam mı yetmiyor da anlayamıyorum…
Haldun Taner’e laf söylemek haddime değil ama metni de beğenemedim ya da sahneye konuş biçimi nedeniyle de sevememiş olabilirim. Taner, yoksul ailenin iyi çocuğu Vicdani ile zengin ailenin kötü çocuğu Efruz üzerinden siyasi, iktidar, toplum, ilişkiler vb. birçok konuya değinen 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na bir Türkiye panoraması çizmiş. Ben keskin bir şekilde çizilen bu iki zıt uç olayını da pek sevemedim. Taner’in eserinde mi öyleydi bilmiyorum ama oyunda tek bir kadın oyuncu olmasını da eksik buldum. Diğer kadın karakterleri de erkekler canlandırdı.
Oyun çok çok uzun. Oyuncular yine iyi kotardı ama üç saatlik oyunda taş olsa çatlardı. Yüzüklerin Efendisi misin sen arkadaş! Oyunun sonuna doğru toplu taşımaya yetişmeye çalışanlar oyun bitmeden bir bir salonu terk etmeye başlamışlardı. Dekoru da basit ve tekdüze buldum. Bu kadar “ayrılan bütçe” güzel harcanamamış.
Oyunun tek efsane tarafı Emrecan Karakurum’du. Bu Taraftan Daha Güzelim ile tanıdığım bu başarılı genç oyuncu bu oyunda adeta yeteneğini daha da parlatma olanağı bularak gerçekten güçlü bir performans sergiliyor. Ayakta alkışladım kendisini. Umarım bu çizgisini bozmadan devam eder.
Oyun, finaliyle göz doldursa da genel olarak gitmenizi tavsiye edeceğim işlerden olamadı ne yazık ki.
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım / İstanbul Şehir Tiyatroları