Cihangir Atölye Sahnesi'nin yeni oyunu Filler ve Karıncalar, kabul görmüş bir mitoloji üzerine çalışmakla yetiniyor. Oyun, Fillerin Karıncaları savaşta yenip, onları, kendi şaşalı saraylarının yapımı için sömürmesi ve kendi kimliklerinden uzaklaştırarak, Fil kimliğine ait kılmasını anlatıyor. Karıncalar, Filler gibi yaşamaya başladıkça, bu sefer Fillerin konforu bozuluyor, Karıncalar için 'filler gibi yemenin' yasaklanması benzeri yasaklar konuluyor. Karıncalar da Kırımızı Topal bir karıncanın sözlerini biraz geç anlamış da olsalar, sonunda büyük bir dayanışma sergileyerek, Filler ülkesinin 'altını oymayı' başarıyor. Bu umutlu hikayede klişe hissettiren şey, tiyatro ekibinin, belli bir kültür çevresini güvenilir bir şekilde sevindireceğini düşündüğü çerçevenin dışına çıkmak istememesi. Sistemik olarak eşitsizlik ve adaletsizlik yaratan bir düzenin olduğunu söylemenin dışında herhangi bir şeyi araştırmak istememek biraz kolaya kaçmak olmuyor mu? Oyun yine de cıvıltılı anlara sahip. En unutulmazı da Karıncaların, belli bir tedrisattan geçtikten sonra, Filleşmelerinin en 'yozlaşmış' hali olarak kıç kaşıma ve hemen arkasından gelen tembelleşme sahneleri. Oyuncuların hepsinin enerjisi yüksek. Ses tasarımı ile kullanılan müziklerin oyunu izlenebilir kıldığı bir gerçek. Bence ayrıcalıklı olanların kolayca kandırılabileceği cazibesine kapılmamak lazım. Karıncalar şehrin altını oyarken, Filler boşluklara düşmek için aptalca bekleyemez. Gençliğin gençlerin ellerinde heba edildiğini söylemek gibi bir şeydir, servetin zenginlerin ellerinde heba edildiğini söylemek, doğru ellere geçmesinin zor olmayacağını zannetmek. Gerçek hayatta Filler çok daha dikkatli ve stratejiktir, aksi halde çoktan o gücü koruyamamış olurlardı. Bu anlamda oyun, Karıncalar için bir teselli sunuyor.
Atlas Tiyatro Araştırmaları’nın Dublörün Dilemması adlı oyunu tebessümle izleniyor. Okulu terk eden başkarakterin, arkadaşının icadı sayesinde para kazanmaya çalışmasını ve bu ‘dahiyane’ buluşun başlarına ördüğü çorapları anlatıyor. Başkasının yerine geçme hikayesi aslında çok ilgi çekici bir konudur, o insanın davranışını karmaşıklaştıran ve düzenleyen fikirler nelerdir, sezgileri ve duyguları olmadan, sadece o kişiyi simüle eden biri, bir kimliğin yerine geçmiş olabilir mi? Kimlik sabit bir şey midir, yoksa sürekli bir rol yapma, bir performans mıdır? Nuh Tufan kendisini maceralara sürükleyecek o başkalarına ait suretleri maske olarak yüzüne taktığında, cosplay toplum hakkında bir kabul mü yoksa eleştiri mi getirir oyun ekibi? Bu net olmayan tavır, oyunun kaotik olay örgüsünün sadece espri yaratmak için oluşturulduğunu düşündürüyor. Bu da az şey sayılmaz tabi ki. Oyuncuların hepsi sempatik bir güce sahip. Parodiler özellikle hoşunuza gidiyorsa kaçırmayın derim.
Sırça Hayvanlar İnsanlar / sfrpztf