Süt Kardeşler zaten bildiğimiz, sevdiğimiz klasiklerden biri ama sahnede izleyince o tanıdık hikâyenin enerjisi yine çok güzel geçiyor. Oyunda en çok hoşuma giden şey, eski Türk tiyatrosunun o sıcak, samimi ve dozunda abartılı komedi dilini koruması oldu. Süheyl ve Behzat Uygur’un taşıdığı gelenek hissi de oyuna ayrı bir tat katıyor. Seyirciyi yormayan, keyifli, ailece izlenebilecek, bol gülümseten bir iş olmuş. İlk olarak Nejat Uygur tarafından sahnelenmiş bu klasiğin, Süheyl ve Behzat Uygur Tiyatrosu tarafından günümüz yorumu ile yeniden sahnelenmesi bence çok kıymetli; iki perde ve 120 dakikalık süresine rağmen akıcı ilerliyor.
Dejavu’yu izlerken en sevdiğim şey, oyunun daha ilk andan itibaren tempoyu düşürmeden merakı canlı tutması oldu. Komediyle entrika çok güzel dengelenmiş; bir yandan eğlenirken bir yandan ‘şimdi ne olacak?’ diye gerçekten takip ediyorsun. Hikâye sıradan gibi başlayan bir hayatın güven, para, aşk ve cinayet etrafında giderek karışması üzerine kurulu ve bu akış sahnede çok keyifli bir ritim yaratıyor. Özellikle olayların üst üste geliş şekli ve karakterler arası gerilim oyunu diri tutuyor. İki perdelik bir komedi olarak sahnelenen oyunda, hafif başlayan ama sonra iyice düğümlenen hikâyeyi izlemek oldukça keyifliydi
Don Kişot’um Ben, klasik bir metni sadece yeniden anlatmakla kalmayıp ona sahnede yeni bir enerji kazandıran işlerden biri gibi görünüyor. Cervantes’in ölümsüz karakterinin, Bulgakov uyarlaması üzerinden yepyeni bir metinle yeniden yola çıkması zaten başlı başına çok güçlü bir çıkış noktası. Şarkılar, maskeler, kılık değiştirmeler, düellolar ve yel değirmenleriyle beslenen bu dünya; tanıdık bir hikâyeyi canlı, hareketli ve sahne üstünde zengin bir deneyime dönüştürüyor. Oyun komedi kategorisinde yer alıyor, iki perde ve 130 dakika sürüyor; ayrıca 2019’da Ekin Yazın Dostları Tiyatro Ödülleri’nde “Komedi Oyunu” olarak, Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri’nde de oyunculuk dallarında ödül bilgileriyle listelenmiş.
Bence oyunun en etkileyici tarafı, Don Kişot’un deliliğini yalnızca mizahi bir unsur olarak değil, aynı zamanda vicdan, cesaret ve dünyaya başka türlü bakabilme hâli olarak da ele alması. Özette geçen ‘Delilikte direndiğim için bilge oldum’ yaklaşımı, oyunun yalnızca eğlenceli değil, alt metni güçlü bir anlatı kurduğunu da düşündürüyor. Böyle olunca Don Kişot’um Ben, sadece klasik bir hikâyenin sahne uyarlaması değil; aynı zamanda seyirciyi hayal, inat, saflık ve direnç üzerine düşündüren bir oyun hissi bırakıyor. Baba Sahne yapımı olan oyunun yönetmenliğini Emrah Eren üstlenmiş; oyuncu kadrosunda ise Ozan Güven, Günay Karacaoğlu, Nazlı Tosunoğlu, Ömür Arpacı ve Yüsra Geyik gibi isimler yer alıyor
Süt Kardeşler / Süheyl & Behzat Uygur Tiyatrosu