Merhaba oyuna verilen puan hiç şaşırtmadı… Sırf bu yüzden tiyatro oyunlarına yorum yazmaktan çekiniyorum… geçen sene izlediğimde şu bölümü özellikle not almıştım; geçen hafta izlediğimde kaldırılmış…
Rus insanı böyledir işte. Rütbesi kendinden yukarıda olan biri hakkında bilgi sahibi olmayı pek sever; bir kont ya da prensle yalnızca şapkalar çıkarılarak selamlaşma düzeyindeki bir tanışıklık bile, bir takım yakın dostluklardan üstün tutulur.
Nedenini öğrenebilir miyim? Kitapta daha sarsıcı bölümler var aslında.. Ben Vasilyeviç Nikolay‘ın mezarına gitmiştim.. Çehov ile yan yana mezarları..
Ve bir sürü ölü canlar ile birlikte..
Sonra baktım asıl ölü canlar bizlermişiz..
Herkesin maddiyat ve çıkarı ön planda tuttuğu, sosyal çürümeyi el birliğiyle yok edildiği, ahlaki değerlerin hiçe sayıldığı (ahlak, Arapça kökenli olup, karakter, huy… demektir.) bir dönemde, tabiki de Ölü Canlar geçerliğini korur.. Tıpkı Rus dönemindeki bozuk devlet mekanizmalarındaki çürümüden ne farkı var?
Türkiye’nin en büyük özelliği de ödül veren verene binlerce ödül veriliyor.. içi boş işlevler, kağıt üzerindeki üstün başıralar, günümüzün birer Ölü Canlar versiyondur.. sokakların birer Teksas, Afrika ülke gibi olması Kağıt üzerinde Norveç gibi gözükmesi, birer ölü canlardır…
Teşekkür ederim… Vanya dayı (Ваня дядя) oyundaki şu sözdür tüm hayata bakışımı sunan… bunu unutmamız lazım;
Profesör Serebryakov: Latince, Manet omnis una nox,
hepimizi bekleyen karanlık aynıdır..
Ölü Canlar / İstanbul Devlet Tiyatrosu