Flashback olayı tiyatroda zordur, bunu ustalıkla başarmışlar. Metin geçişleri oldukça kusursuzdu. Hikaye desen herkesin kendi hayatında kıyısından köşesinden temas ettiği bir hikaye, nu yönüyle ilgi çekici. Oyunculuklara diyecek söz yok. Nezaket Erden’i “Sevgili Arsız Ölüm” oyununda da çok beğenmiştim. Buradaki performansı da müthişti. Erkek başrolün Ondan aşağı kalır yanı yoktu. Ha keza yardımcı oyuncular da öyle. Oyunda komedi, dram dengesi yerindeydi, yer yer yükselen çatışma sahneleri ise adeta yemeğin tuzu olmuş. Son zamanlarda izlediğim en başarılı oyundu. Emeği geçenlere teşekkürler
Oyun, merkezine “kaybolma” fikrini alarak sevilme, hatırlanma ve görülme ihtiyacını hem ilişkiler hem de sanat üretimi üzerinden anlatıyor. Ömer’in çocukluk anısıyla beslenen unutulma travması, yetişkinlikte bilinçli bir yok oluş arzusuna dönüşürken, Leyla; tam aksine sürekli görünür olmanın ve tek bir imgeye (masumiyet) hapsedilmenin yorgunluğunu taşıyor. Bu iki eksiklik biçimi ilişkilerinde sürekli bir gerilim yaratıyor. Meta-tiyatro yapısı, senaryo ile gerçeklik arasındaki sınırları bilinçli olarak bulanıklaştırıyor. Ömer’in hayatını yazıya dökerek kontrol etme çabası, sanatın bir yüzleşme alanı olmaktan çıkıp kaçışa dönüşebileceğini hissettiriyor. Yapımcı üzerinden, üretim süreçlerinin nasıl yüzeyselleştirildiği ve duygunun pazarlanabilir hale getirildiği eleştirisi yapılıyor. Leyla’nın “masumiyet” etiketiyle mücadelesi, kadın oyuncuların maruz kaldığı rol kalıplarını görünür kılıyor. Finalde tanıdık bir duygu kalıyor; görülmek için yok olmak, kalabilmek için kendinden vazgeçmek.
Demek ki neymis : insanlarin dikkat süresi 8 saniye falan degilmis. Eger doyurucu, derin, çözünürlügü arttirilmis bir metin sunabilirseniz, seyircinizi araliksiz 110 dakika kendisinize kilitleyebiliyormussunuz. Yazarlar & Oyuncular & Yönetmen hakkinda ise yazabileceklerimin ve buraya sigdiramayacaklarimin hepsinde sadece cosku var.
En Sevdiğinden Başla / Tiyatro Hemhâl