-
“İçinde var olup özgürce yaşamayı sürdürdüğümüze inandığımız bu dünyada eylemlerimizin varlığı ne kadar bize bağlı?”
•••••
Neon Tiyatro’nun yeni sezonda bizlerle buluşturduğu ve Baver Karahancı’nın katman katman açılan metnine dayanan “Hiç Dünya”, hemen girişte yazdığım ve temsilin ardından zihnimde yankılanan bu ana soruyu sahneye taşıyor. Karakterlerimizin “biri”ne verdiği yönlendirmelerle açılan oyunun metni, klasik anlayışın dışında kaleme alınmış formuyla ilk anlarda bir şaşkınlık yaratırken konuya dahil olma noktasında da seyircisine kolay kolay yardımcı olmuyor. Bu kapalı kutu yapının yüzleriyle ise ilerleyen anlarla birlikte tanıştığımızda varoluş, yaşama dair anlam arayışı, düşüncenin ve eylemin özgürlüğü (!), bireyin iradesi, mecburiyet ve yaşamın boşlukları üzerine yoğun bir düşünce zinciri içinde buluyoruz kendimizi. Bundan hiç kuşku yok ki geçmişten bugüne geçerliliğini hala koruyan basit fakat bir o kadar da felsefi ve varoluşsal sorulara dokunan metni en büyük etken oluyor.
•••••
Hiç Dünya’nın sorular ve sorgulamaların peşinden giden tavrında oyuncuların sahnedeki temsiliyeti ile onun etrafında yolunu bulan arayış ve sorgulamaları da metne alan açıyor. Buna karşın oyunun yer yer düşen temposu belirli anlarda zorlasa da Beckett’in absürd dünyasından esintiler taşıyan noktalar sayesinde o bulutlar bir şekilde dağılmayı başarıyor. Oyunun öte yandan ele aldığı meseleyi İslamiyet inancındaki “kaderci anlayış” üzerinden de irdeleyebiliriz. Kader, alın yazısı, yazgı, mukadderat ve felek gibi birbirini tamamlayan kavramların eşliğinde “ilahi bir kudret dahilinde belirlenen kaçınılamaz sonun mevcut olduğu” düşüncesini de masaya yatırıyor. Bunu yaparken bu ihtimalle yüzleşmek yerine dünyayı anlamlandırma çabasına nasıl tutunduğumuzun üzerine giden Hiç Dünya; dozunda mizahı, başarılı ses-ışık kullanımı ve oyunculukları ile sezonun dikkat çeken yapımlarından biri. Tüm ekibin emeğine sağlık.
-
Dün akşam izlediğim (akşamdan beridir adeta yaşadığım ) 'olay'. Oyunun etkisini üzerimden atamadığım gibi ağır çekim bir düşünce girdabına kapılmış durumdayım. Bir rüyaya dalıp çıkmak, belki bir deja-vu yaşamak gibi bir deneyim oldu benim için. Salonda insanlar oyuna o kadar konsantreydi ki full çakılı salonda saç baş gölgeleri dışında tek bir insan alameti hatırlamıyorum. Bu
oyunu daha ilk gösterimlerden birinde izlemiş olmak benim için büyük ayrıcalık oldu. İlerde adını duydukça insanlara cool kasıcam. Kadroyu biraraya getiren kriterler neydi ise, her birine şükran... Senaryo, Işıklar, sesler, karakter(ler), sorular, cevaplar, Serhanlar, İlaydalar, Baverler, Görünmeyenler... Allam sanat cok güzel bişey. Artık elimde nur topu gibi bir sorum var; Biri bana mı seslendi?
-
Başta neyle karşılaşacağımı bilmiyordum ama sahnedeki atmosfer ve oyunculuk beni içine çekti. Yalnızlık, boşluk hissi ve kendinle yüzleşme temaları... Ben de farklı bir his uyandırdı. Farklı bir deneyim yaşamak isteyenlere kesinlikle öneririm.
-
Hiç Dünya / Neon Tiyatro