“Ne söylediğinden çok nasıl söylediğin önemlidir” fikrini merkezine alan absürt bir komedi. Oyunda evli bir çiftin birebir aynı metni kullanan konuşmaları beş bölüm halinde sahneleniyor; ancak her bölümde ton, mimik ve beden dili sertleşiyor. Başta tutkulu bir aşk varken, finalde aynı kelimelerle şiddete varan bir çatışmaya dönüşülmesi, iletişim tarzının sözlerden çok daha belirleyici olduğunu çarpıcı biçimde gösteriyor.
Begüm Atak ve Can Yılmaz, fiziksel olarak da zorlayıcı sahnelerde oldukça başarılı performanslar sergiliyor. Modern dekor ve ışık kullanımı ile akılda kalan müzikler oyunu destekliyor. Süre biraz uzun; özellikle üçüncü bölümden sonra tekrar hissi oluşuyor. Buna rağmen, toplumumuzdaki iletişim sorunlarına net bir ayna tutan, düşündürücü ve izlemeye değer bir oyun. Puanım : 6 /10
Güçlü metni, sağlam dramatik örgüsü ve hikâyeye çok iyi oturan karakterleriyle derdini net ve çarpıcı biçimde anlatan, seyir keyfi yüksek bir oyun. SSCB döneminde yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ güncelliğini koruyan konu; ahlaki değerler, vicdan ve yozlaşma üzerine düşündürücü bir gerilim kuruyor. Öğretmen Yelena Sergeyevna’nın idealist duruşu üzerinden ilerleyen hikâye, masum bir ziyaret gibi başlayan olayların giderek sertleşen çatışmalarla seyirciyi içine çekmesini başarıyor.
Oyunculuklar genel olarak çok başarılı; özellikle Yelena rolündeki performans etkileyici ve inandırıcıydı. Sahne ve ışık tasarımı oyunun atmosferini desteklerken, finalde verilen “her şeye rağmen vicdanlı ve ahlaklı insanların var olduğu” mesajı oldukça güçlü. Müzik ve kostümler geliştirilebilir olsa da, genel anlamda etkileyici, sarsıcı ve iz bırakıcı bir yapım. Emeği geçen herkesi tebrik ederim.
Puanım :8 /10
Muallak / İstanbul Devlet Tiyatrosu