Oyunu bu akşam Das Das'ta izledim. Konusu ilgi çekici fakat metin yer yer konuya haksızlık edecek irtibatsızlıklar barındırıyor. Toplumsal hafızaya koyduğu işaretler ve bu işaretleri vurgulama biçimi etkileyici. İstanbul'a dair kısım o kadar yüksekti ki baba hikayesi sönük ve zorla eklenmiş gibi bir his bıraktı. Sena'nın giriş çıkışlarını kesip atmak istedim izlerken, bu sahneler izleyici
için yorucu; oyunun ritmini düşüren cinsten. Oyunun sonu, metnin bütününden kopuktu. O sondaki duygu yoğunluğu için elinden geleni yaptı Bademci ama metindeki boşluk kapanmadı. Bademci'nin oyunculuğunu bugüne dek "şimdi ne yaptı acaba" diye heyecanla izleyen biri olarak bu oyunda hem reji, hem dekor, hem de metin açısından maalesef hevesim kursağımda kaldı.
Anlatıcılık, oyunun konusu, oyunculuk tamam ama metin ve reji hepsini aşağı çekiyor. Üzüldüm.
Oyunun başından sonuna kadar canlı ve eğlenceli bir belgesel performansı izlediğimizi düşünüyorum. Hikayenin akıcılığı oyunu sonuna kadar izlettiriyor. Çok da efor gerektirmeyen bir sahne performansını layığıyla yerine getiren bir Salih Bademci performansı izliyoruz. Olumsuz olarak söyleyebileceklerimse hem hüzün açısından hem de komedi unsurları açısından etkisinin yüksek olması beklenen kısımlarda senaryo nedenli etki düşük kalırken, en son sahnede de bu durum daha ağır bir şekilde hissedildi.
Salih Bademci’yi izlemeye gittim ama Salih Bademciyi dinledim. Daha performatif bir sahne beklerken podcast tadinda bir seyirlik ile karsilastim. Konu malesef zorlama ve yer yer sikici geldi. Yinede Salih Bademci yi izlemek guzeldi ama Salih disinda farkli biri oynasaydi ne dusunurdum diye de merak etmedim degil.
Sesler