Hepiniz hoşgeldiniz. Birbirinden azimli iki yarışmacımız bu akşam kapışacak. Kim daha fazla dibi boylamış, kim günahlarının altında boğulmuş, kim tövbe etmeden uzun süre ayakta kalacak bunu öğreneceğiz. Oburluk, tembellik, iftira, şantaj, tehdit, zina. Kadın cinayeti, çocuk istismarı, yolsuzluk. İnsanların var oluştan buna işlediği bütün günahlar. Hepsini bir bir tartacağız. Hangi vicdanın içi boş demir gibi, hangi azap cehennemden kaçmış, hangi suçluluk ruhu kemirmiş onu öğreneceğiz. Hazırsanız hepiniz günahlarınızı dökebilirsiniz. İnsan günahını niye tanımadığı birine anlatır, doğası gereği gizli kalması gerekir diye soracak olabilirsiniz. Günahın tohumunun düştüğü topraktan en büyük arzuları filizlenir. Anlamadınız değil mi? İnsan vicdanını susturamadığı zaman içinde patlar, parçalarından kanar. Biraz daha anladınız gibi. İnsan evladı işte işine geleni anlıyor. Hepiniz aslında içten içe itiraf etmek istiyorsunuz. Günahınızı birileri gelsin söksün atsın. Çıkan boşluğu da bitmez tükenmez arzularınızla doldursun. Kim olduğu önemli değil sizin için. Suçlayacak birileri olsun, vicdanınız sussun yeterli. Başkasını suçlarsınız, baktınız kaldıramıyor, tanrıya geçersiniz. O kambur kalınca da algoritmaya. Unutmayın ama algoritma sizi kendinizden bile iyi tanır, hatta tanrıdan bile. Her adımınızı izler, her hareketinizi analiz eder. İnsan yalan söyler, tanrı affeder, ama algoritma unutmaz. Her şeyi saklar. Adaleti saklayamaz bir. Onu da kendi ellerinizle parçalayıp üstünde tepindiğiniz için. Çıkaracağı sesi, yayacağı ısıyı, teninizdeki ıslaklığını merak ettiniz. Bilmediniz ki hepsi üzerinize sindi. Günahınızı atabilirsiniz, vicdanınızı susturabilirsiniz. Onlardan kurtulunca arınacağınızı sanacak kadar körsünüz çünkü. Bilmediğiniz yalanlar, görmediğiniz gerçekler size zarar veremez sanacak kadar körsünüz. Masumiyeti satın alacağınızı sanacak kadar. Geçmişin adaletinden kaçacağınızı sanacak kadar. Aradaki çelişkinin farkına varamadınız hiç. İşte bundan dibi görmeden önce soğuğunu hissedeceksiniz. Ama korkmayın günahlarınız emin ellerde. En büyük arzularınız da. Gönül rahatlığıyla sahte hayatlarınızı yaşamaya devam edebilirsiniz. Tabii yapay zekanın yargısını hep ensenizde hissederek. Günah koleksiyoncusunun bir seansında daha bizlerle birlikte oldunuz. İşleyecek yeni günahlar, koparacak yeni arzular topladığınızda tekrar görüşmek üzere. Adaletin kılıcı hep üzerinizde olsun. Tabii hala körelmediyse.
Merhaba, hoş geldiniz. Üç tarafı kıyılar peşkeş çekildiğinden bir türlü göremediğimiz denizlerle, ve artık her tarafı sularla, çevrili ülkemize hoş geldiniz. Gözyaşlarımız gibi kuruttuğumuz güzelim göllerimizle dolu ülkemize hoş geldiniz. Duble yollarla kıydığımız canım ormanların olduğu cennet ülkemize hoş geldiniz. Taşını, toprağını maden uğruna patlattığımız ülkemize hoş geldiniz. Havasını, suyunu sanayi atıklarıyla zehirlediğimiz kurban olduğumuz ülkemize hoş geldiniz. Bir türlü yurdumuz bilmemize izin verilmeyen yurdumuza. İçinde yaşadığımız her günün bizi boğazımızda takıldığı. Ne gitmeyi becerebildiğimiz ne de kalmayı. Gelecek kaygısından uykunun haram kılındığı. Bir lokma ekmeğin bile nimet sayıldığı. Sokaklarından dolaşmaktan korktuğumuz yurdumuza hoş geldiniz. Her gün bir bir soldurduğumuz renklerle grileşen yurdumuza. Lazın, Çerkezin, Rumun, Kürdün, Ermeninin, Balkan göçmeninin birbirine karışıp yine de kendi olduğu, evi bildiği yurdundan koparıp attığımız ülkemize. Savaşların, yıkımların, kuraklığın, açlığın, salgın hastalıkların sınırlarında kol gezdiği ülkemize hoş geldiniz. İsimsizler mezarlığı kimsesiz göçüp giden hikayelerle dolup taşmış ülkemize hoş geldiniz. Her gün gittikçe kaygılarında boyulduğumuz ama akıl sağlığımızı kitleyip saklayacağımız yeterince hastanenin olmadığı ülkemize hoş geldiniz. Her gün geleceğin potansiyel işsizlerinin, göçmenlerinin, yoksullarının doğduğu ülkemize. Sesi çıkanın sesinin kesildiği ülkemize, artık kendi sesimizi bile duyamadığımız. Tiyatronun, müziğin, resmin, dansın musibet gibi bilinip kökünün kazınmaya çalışıldığı. Kadınların her gün şiddet gördüğü, çocukların hayallerinin çalındığı. Var oluşun suç sayıldığı ülkemize hoş geldiniz. Hazır düşünce suç sayılmazken düşünmenizi istiyoruz. Evimiz neresi, yurdumuz? Kendimizi ait sayabileceğimiz bir köşesi var mı bu toprağın? Taşıdığımız onca yükle dünyanın acısından saklanabileceğimiz? Bizi olduğumuz gibi kabul edecek? Yaşam bir başkadır cennet ülkemizde, ölüm bir başka. Her şeyle barışın, ölümle asla. Ve asla unutmayın. Bu bizim kaderimiz olmadı, olmayacak da.
Günah Koleksiyoncusu / Yoyo Tiyatro