-
Malesef beklentimin altında kaldı harika oyuncular harika oyuncuklar ama sıkıcı bir oyun
-
Ankara'ya gelmesini dört gözle beklemiştim. Çünkü izlediğim en en en iyi klasik tiyatro eseri "Kundakçı" ve performansı göz dolduran canımız Haluk Bilginerdi. Absürt komedi denilince ucu açık mı demek oluyor bilmiyorum. Ama ortada bir senaryo birbirine bağlı bir metin olmadığını düşündürtecek absürtlükte bir şey izledik. Oyundan çıktığımda yalnızca, ekibin harcandığını düşündüm. Minik politik eleştirel cümleler, şiir okurken orgazm olan hizmetçi mary(hiç beklemediğimiz yerde geliyor efsane bir performans), ekibin harikalığı böyle düşünmemi engelleyemedi malesef. Haluk Bilginer'in performanslarından örnekle açıklarsak: senaryo olarak "Ezel" beklerken "Dokuz Kere Leyla" ile karşılaşmış gibi oldum.
-
Absürd komedi olduğunu bilerek gittim ancak bu kadarını beklemiyordum. Bu kadar iyi oyuncuların bir araya gelerek böyle bir oyun ortaya çıkarmaları beni biraz üzdü.
-
O kadar ne olduğunu anlamadan geçti ki sonunda bittiğinde süresini bile algılamadım. İyiliğini, kötülüğünü anlayamayacak kadar tuhaf. Oyunculuklar, dekor, müzik, efektler. Garip, tuhaf, anlaşılmaz, rastgele. Olması gerektiği kadar mı, fazla mı, eksik mi? Şaşırtan anlar, parıldayan anlar, algılanamayanlar. Bu isimlerle sağlam bir oyun yapılamaz mıydı? Yoksa bir defa da kendimiz için oynayalım mı? İsimleri bilmesek konuşulur muydu acaba? Bu kadar belirsizlik kaldırılabilir düzeyde mi?
-
Absürt saçma olarak zirve, izleyiciyi yoruyor, emek çok ama neden neden bu kadar usta iki oyuncu bu oyundalar? Başka oyuncular olsa 15 dakikada terkederdim. Ses yüksek, sıçratıyor koltuktan çıkışlar, hiç bir arkadaşıma tavsiye etmem, özellikle gençler bu iyi sanatçıları ilk bu oyunda izlemesinler
Kel Diva / Oyun Atölyesi