İnsanın iç dünyasında yaşadığı duraksamaları, kaçırılmış anları ve söylenememiş cümleleri merkeze alan çağdaş bir tiyatro metni var karşınızda. Yazar Donald Marguiles ismini iki sene önce seyredip unutamadığım Toplu Hikayeler eseriyle öğrendim. Muhteşem bir kalem demiştim Bu oyunda da aynı şeyi düşünüyorum. Derinlikli bir metin. Öylece Durur Zaman, büyük kırılmalar yerine küçük içsel çatışmalara odaklanarak modern insanın sıkışmışlığını anlatıyor. Geçmişle bugün arasındaki belirsiz çizgide duran karakterler, değişme ihtimali ile aynı yerde kalma korkusu arasında salınıyor. Oyun, zamanın gerçekten durup durmadığını değil, insanın hangi anlarda kendini hayattan geri çektiğini sorgulayan şiirsel ve çarpıcı bir sahne deneyimi sunuyor. Acıyı belgelemek bir sorumluluk mu, yoksa sömürü mü? Travma yaşayan biri “normal” hayata dönebilir mi? gibi, pek çok soruyu soruyor. Işıklandırmasından ve dekoruna kadar özenle hazırlanmış Mehmet Ergen'in derli toplu rejisine castın doğru seçimi de eklenince ortaya başarılı bir oyun çıkmış. Puanı bu kadar düşük olmamalıydı.
Güçlü metni, sağlam dramatik örgüsü ve hikâyeye çok iyi oturan karakterleriyle derdini net ve çarpıcı biçimde anlatan, seyir keyfi yüksek bir oyun. SSCB döneminde yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ güncelliğini koruyan konu; ahlaki değerler, vicdan ve yozlaşma üzerine düşündürücü bir gerilim kuruyor. Öğretmen Yelena Sergeyevna’nın idealist duruşu üzerinden ilerleyen hikâye, masum bir ziyaret gibi başlayan olayların giderek sertleşen çatışmalarla seyirciyi içine çekmesini başarıyor.
Oyunculuklar genel olarak çok başarılı; özellikle Yelena rolündeki performans etkileyici ve inandırıcıydı. Sahne ve ışık tasarımı oyunun atmosferini desteklerken, finalde verilen “her şeye rağmen vicdanlı ve ahlaklı insanların var olduğu” mesajı oldukça güçlü. Müzik ve kostümler geliştirilebilir olsa da, genel anlamda etkileyici, sarsıcı ve iz bırakıcı bir yapım. Emeği geçen herkesi tebrik ederim.
Puanım :8 /10
Öylece Durur Zaman / İstanbul Şehir Tiyatroları