Çok başarılı buldum.Duygusal yönü çok güçlü bir oyundu.Günümüzde böyle tek kişilik oyunlarda bu derece başarılı sayılı iş vardır.Bütün ekibe bizlere böyle kaliteli bir iş izlettikleri için çok teşekküler.
Stefan Zweig’ın hayatının son dönemindeki ruh hâlini sahneye taşımak hiç kolay bir iş değil. “Sürgün” bunu oldukça etkileyici bir şekilde başarıyor. Oyun boyunca yalnızca tarihsel bir figürün hikâyesini değil, aynı zamanda bir insanın yurdundan, dilinden ve geçmişinden koparılmasının yarattığı derin yalnızlığı hissediyoruz. Zweig’ın sürgündeki çaresizliği, Avrupa’nın karanlığa sürüklendiği dönemin ağırlığıyla birleşince sahnede oldukça yoğun bir atmosfer oluşuyor.Metnin en güçlü yanı, Zweig’ı yalnızca bir yazar olarak değil; umudu ile umutsuzluğu arasında gidip gelen bir insan olarak göstermesi. Sahnedeki yorum, bu kırılganlığı iyi taşıyor ve seyirciyi yazarın iç dünyasına yaklaştırıyor. Özellikle son bölümlerde hissedilen sessizlik ve yavaş tempo, karakterin tükenmişliğini güçlü bir şekilde yansıtıyor.“Sürgün”, yalnızca Stefan Zweig’ın hikâyesini anlatan bir oyun değil; aynı zamanda sürgün, aidiyet ve umutsuzluk üzerine evrensel bir anlatı kuruyor. İzlerken insan ister istemez şu soruyu düşünüyor: Bir insan vatanını kaybettiğinde aslında neyi kaybeder? Belki de bu yüzden oyun, tarihsel bir anlatı olmanın ötesine geçip oldukça güncel ve sarsıcı bir etki bırakıyor.
Sürgün / Doksan3 Tiyatro