Bu oyunun türkçesinde bir gariplik var.
Metni, oyunun yönetmeni çevirmiş. Bu soğuk hissettiren çeviri dili bir tercihtir ve vardır bi bildikleri demek istiyorum ama oyunculuk ne kadar iyi olursa olsun kurdukları her cümle kötü bir dublajmış gibi duyuluyor. Neredeyse bütün oyun her cümlenin ingilizcesini bulup nasıl daha iyi yerelleştirirdim diye düşünerek geçirdim.
En azından Tiny karakteriyle samimi bir bağ kurabilsek, abisinin mesafeli tavrını daha iyi anlardık gibi hissettim hep. Belki orijinal metin de tam olarak bunu amaçlıyordur, belki de sadece kötü bir oyundur.
Geçen akşam DasDas’ta, Tiyatro Satsuma’nın yeni yapımı Sürüklenmiş’i izledim. Kadroda Rıza Kocaoğlu ve Tuğrul Tülek gibi rüştünü ispatlamış iki yetenek olunca büyük beklentiyle koltuğa oturdum. İkilinin sahne üzerindeki tecrübesi ve paslaşmaları tartışılmaz. Müzik tasarımı atmosferi güzel desteklemiş, özellikle final bloğundaki aksiyon koreografilerini oldukça başarılı ve dinamik buldum. Oyun; yas, ölüm ve cenaze gibi oldukça karanlık temalar etrafında dönüyor. Dekorun sadeliği bu kasveti desteklese de, 80 dakikalık tek perde süresince temponun sık sık düştüğünü hissettim. Konunun ağırlığı ve durağanlık birleşince, benim seyir zevki kriterlerimi tam olarak karşılayamadı. Burada önemli bir deneyim eleştirisi yapmam gerek: Oyunu arka sıralardan izledim ve ciddi bir duyma sorunu yaşadım. Salondaki bazı seyircilerin güldüğü replikleri arkada duyamamak ve o ortak reaksiyondan kopmak beni oyundan uzaklaştırdı. Bu durum, salon akustiğinden mi yoksa ses tasarımından mı kaynaklı bilemem ama seyirciyle oyun arasına görünmez bir duvar ördüğü kesin. İyi oyunculuklara rağmen; hem teknik kopukluklar hem de düşük tempo sebebiyle benim için ortalama kalan bir iş oldu.
Jan Dark'ın Öteki Ölümü / Tiyatroadam