Oyun Özeti
“Hikayendeki o adam, buralı biriydi….değil mi? Kaçmak isteyen, her şeyden uzaklaşmak isteyen bir denizci.
Ama akıntıya kapılıp sahile vuranı.
Aslında sendin o baba… Ben kaçabildim diye mi kızdın bana?
DEVAMI
Hayal kurmayı biliyordun, hakkını verelim.
Ama bu hikâye çocuklara uygun değildi. Fazla karanlıktı.”
Sürüklenmiş beklemek üzerine bir oyun.
Bir deniz, baba, batık, çocuk, kirlilik, dalgalar, flotsam, jetsam, patates kızartması, cenaze, festival, yalnızlık, sevmek-özlemek, hazine, çok sevmek-çok özlemek… ve de ayrı düşmek!.
Belki bir kurtarma hikayesi. Belki de tam tersi.
Çok özlerken ayrı kalan iki çocuğun oyunu Sürüklenmiş, babalar ve oğulları, kardeşliği, gitmeyi/gidebilmeyi, suçlu hissetmeyi ve yas tutabilme becerisini anlatıyor.
Gidince geride kalıyor mu sahiden her şey? Baban mesela, ya da kardeşin! Masallar, yengeçler, denizler geride kalıyor mu? Veya bekleyen olunca mesela, affettim diyip geçebiliyor musun? Sipariş verip duygularına tamamdır iyiyiz diyebiliyor musun?
Sanmam. Hem zaten vakit yok! Birazdan Denizci gelip babanın ruhunu alacak, o yüzden o gelene kadar birbirimizi sevmek zorundayız.
Deniz her şeyi taşır. Ama bazı yükleri kıyıya çıkarmaz.
Sen olsan ne yapardın? Gerçekten! Giden bir babanın ardından her şeyi unutup affeder miydin? Bilmem. Belki.
DAHA AZ GÖSTER