Kendimi bildim bileli bir oyunun bu denli içine işlediği, bu denli sarsıldığım çok az anı hatırlıyorum. Sahnedeki her oyuncu, bambaşka bir insan halinin tam içinden konuştu; güldürürken düşündüren, düşündürürken acıtan o ender türden bir performanstı bu. Ama asıl mesele, oyunun bütünüydü. Metnin incelikle dokunmuş katmanları, karanlıkla aydınlık arasında gidip gelen sahne kurgusu, her şeyi birbirine öyle ustalıkla bağlamıştı ki… Kendimi bir roller coaster’ın tam ortasında buldum: kimi zaman kahkaha, kimi zaman sessiz bir hüzün, kimi zaman derin bir düşünce.
Ve en çok da şunu hissettim: Oyun boyunca ne dışarıda olduğumu, ne yanımda kimin olduğunu, hatta o an hangi şehirde bulunduğumu fark etmedim. Tüm varlığım, tüm dikkatim, ruhumun en kuytudaki köşesi bile sahnedeydi. Bu, bana kendimi unutturan nadir gecelerden biriydi.
O yüzden teşekkür ederim. Hem oyuna, bu ustalıkla yazılmış bütüne; hem de onu var eden, her bir repliğe can veren değerli oyunculara. Beni benden alan bu gece için, içtenlikle, teşekkürler.
Ada Kasabası / Tiyatro Kontra