-
Oyunun konusu ve senaryosu gayet güzel,oyunculukları da beğendim. Spoiler vermek istemem ama aklıma şu söz geldi.Her insan şeytanıyla barışana kendini kaptırır.Emeğinize sağlık.
-
Geometri.. Mabedde beni en çok çarpan, birçok kavram arasında kurulmuş geometri.. Mabed, oyunun içindeki geometriyi görmeye başladıkça, insanın gözünün önünde kendine ait bir sığınağı şekillendiriyor.. Bu sığınağı, zor duyguların içinden açan yazar Ahmet Şeniak ve oyunu incelikle bize hediye eden tüm Alesta ekibine teşekkür ederiz.. ben Mabed’imi aldım, oyunu izleyen herkesin kendi Mabed’ini keşfetmesi dileğiyle..
-
Mabed, seyirciyi konfor alanından çıkaran sert bir yüzleşme sunuyor. Oyun, “görülme”, “affedilme” ve “yeniden doğma” evreleri üzerinden ilerlerken; Hakan’ın bastırılmış erkekliği “sanat” ve “otorite” aracılığıyla görünür hâle geliyor. Meral ise bu yapının içinde güç dengesini bozan, iktidarı tersine çeviren belirleyici bir figüre dönüşüyor. Sade anlatımına rağmen etkisi kalıcı.
-
Oynayanların enerjisi o kadar yakışmış ve uyum sağlamış ki asla izlerken yabancı kalmıyorsunuz. İlk dakikadan bu enerjiye izleyen de dahil oluyor. Sıkmayan yormayan çok tatlı bir temposu var bayıldım…
-
Uzun zamandır beni bu kadar tutan bi oyun izlememiştim.Meslekte “onur ve emeğin” karşılığı bana kalırsa böyle bi şey.Çünkü seyirci bunu,hakikatle yapılanı daima görüyor.Öncelikle oyuncular pırıl pırıldı,şahaneydi. Çağın bizden neleri götürdüğüne ve içimizdeki canavarların (yüzleşilmediğinde) neye dönüştüğüne dair tokat gibi dialoglar vardı. İzlerken gülüp, eve dönüş yolunda bana uzun uzun kafa & kalp mesaisi yaptırdı.Bize “bırakmanın da tutabilmek” olduğunu hatırlattıkları için,katmanlı oyunculuk meziyetleri için çok teşekkür ederim. Nice kez oynansın, nice kalplere böyle izler bıraksın dilerim. Oyun neşesi ile ❤️
Mabed / Tiyatro Alesta