60 dakika, tek perde, eğlenceli bir oyun.
Hiçbir tanışıklığım olmadan, tamamen oyun konusunun ilgimi çekmesi ve kendi kendime bir tiyatro akşamı yapmak için bilet almıştım. Bir saat süren oyun boyunca eğlendiğimi, güldüğümü, güzel oyunculuklar, akan bir metin izlediğimi rahatlıkla söyleyebilirim.
Derya ve Yiğit. 26 yaşında, çalışmak zorunda, geçim derdinin dibini yaşayan, “şanssız” bireyler. Birinin hayalleri hâlâ duruyor, öteki umudunu bile kaybetmiş. Biri canlı, cıvıl cıvıl; öbürü soluk. Farklı yollardan, farklı geçmişten gelseler de benzer yolun yolcusu iki insan. Bugünlerini ve bugünlere nasıl geldiklerini bize kısa ve öz anlatıyorlar. Daha doğrusu biri anlatıyor, öbürü yine suskun.
Oyuncuların doğallığı, uyumu iyiydi. Sade dekor ve ışık tasarımı, izlemeyi kolaylaştırdı. Dinlenme tesisi jingle’ı bol bol güldürdü. 🙂
Oyunun, özünde bir derdi; sınıfsal eşitsizlik, hayat mücadelesiyle ilgili vermek istediği mesajı, kaygısı var. Fakat burası biraz gölgede kalmış. Giriş, gelişme kısmında bu katmana dair pek ortalarda bir şey görmüyoruz. Tatlı tatlı eğlenirken, birden koca bir kaya misali vurucu mesaj devreye giriyor. Karakterlerin hikayelerinde arka planda ters bir şey olmasını bekliyorsunuz, ama bu kadar pat diye olması metnin temposunu bence biraz bozmuş. Naif, tatlı bir pozitiflikten, sert bir karanlığa geçiş hızlı olmuş. Böyle olunca da ana derdin etkisi zayıf kaldı gibi oldu. Bunun dışında oyunu beğendim.
Bu keyifli akşam için emeği geçen herkese teşekkür ederim. Işığınız, seyirciniz bol olsun.
Elma Labrador Çimen / Tiyatro.iN