-
Hikayenin yalınlığı kurgudaki zekayla dengelenmiş olsa da, bence olması gerekenden daha sık karşımıza çıkan aşırı dramatik ton, Salim ile kurmamız beklenen o organik bağı zedeliyor. Normalde bu kadar ajite bir anlatı çiğ durabilir ancak Berkay Ateş’in müthiş performansı bu 'çiğlik' riskini ortadan kaldıran en büyük güç. Fakat yine de oyunculuk performansı, oyunun drama yükünün beklediğimden ve bence gerekenden fazla olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ben oyunun duyguları bana hissetirmesini isterdim, dayatmasını değil.
-
Mustafa Kırantepe'nin performansı ile kurtarmak için elinden geleni yaptığı ancak metnin kopukluğu sebebiyle sarkan bir oyun var elimizde. Ritmin hep aynı şekilde ilerlemesi, metnin derinleşmemesi oyun bitince insanda yeknesan bir tat bırakıyor.
-
Aslında metin çok yeni bir şey söylemiyor. Fakat ne söylüyorsa çok güçlü bir şekilde söylüyor, çünkü icracısı Zerrin Tekindor. Kendisinin bu şahane performansını izlediğim için şanslı hissediyorum. Handan'ı da Handan'ın zihnindeki diğer karakterleri de oldukça başarılı şekilde bize aktarmayı başarmış. Bu kadar fazla yan karakter anlatısının yer yer ana karakterin derinliğinden çaldığı hissediliyor. Fakat Zerrin Hanım'ın üst düzey performansı sayesinde bu çok göze çarpmıyor.
-
Oyun aslında oldukça ilgi çekici bir konu olan paralel evren olgusunu, "what if" sorularıyla güzel işlemiş. Ancak finalde kadercilik gibi bir yere varmasını sevemedim. İki oyuncunun da bireysel performansları yerindeydi. Fakat neden bilmiyorum ama bence aralarındaki kimya olamamış, sahne de salon da küçük olduğu için bu uyumsuzluk daha çok göze çarpıyordu. Son olarak Minoa Pera'da böyle bir sahne olduğunu dahi bilmiyordum, bunu öğrenmeme sebep oldukları için teşekkür ederim.
-
Uykusuz Bir Rüya, Salim / D22