Zamanın nasıl aktığını anlamadığım; oyunculuklarıyla, hikâyesiyle, dekoru ve ışıklandırmasıyla beni içine çeken bir oyun oldu. Oyun, başlangıçta ana karakterin anlatımıyla ve daha çok kafasının içindeki karmaşayla başlıyor. Kadının toplumdaki konumunu, kadınlara bu bakış açısının nasıl öğretildiğini ve bunun varoluşumuzdan itibaren bize nasıl kabul ettirildiğini, bizim de nasıl karşı çıkmadan kabul ettigimizi Yunan tanrıları imgesi üzerinden anlatılıyor.
Gümeç Alpay Aslan’ın enerjisi harikaydı. Hikaye anlatım tarzı sayesinde bir an bile oyundan kopmuyorsunuz. Başta ana karakterin zihnindeki kurgusal figürler gibi düşündüğüm ancak sonrasında tanrı imgeleri oldukları ortaya çıkan karakterlerin koreografileri de çok başarılıydı. Özellikle Dionysos’u canlandıran oyuncunun mimikleri ve bedensel anlatımı oyunun en keyifli anlarındandı.
“Bir Kadın” hikayesinde Zeus rolünü oynayan ve hikayede çok aktif bir rolü olmasa da sahnedeki duruşuyla dikkat çeken Hamdi Malcı’yı da ayrıca kutlamak isterim.
Birkaç eleştiri ekleyecek olursam; oyun beklediğimden biraz kısa sürdü. Ana karakterin hikayesi belki daha derinleştirilebilirdi. Ayrıca oyunun bitişini anlamak biraz zor olabiliyor. Işıkların oyunun bitmesine yaklaşık beş dakika kala sönmesi, “Acaba bitti mi?” ikileminde kalmamıza sebep oluyor. O oyunun bittigini sandığımız ara sahnede, oyunda da kullanılan şimşek efektine benzer bir ışıklandırmayı kullansalar daha güzel olabilir.
Bizi böyle bir hikayeyle buluşturduğu için yazarımıza, samimiyetleri ve enerjileri için tüm oyunculara ve yapım ekibine teşekkür ederim.
Kısacası, iyi ki izlemişim dediğim bir oyun oldu.
Femme Fatale / Mos Tiyatro