Uyarlayan/yönetmen, işbu oyunun sunuş metninde doğrudan *"Biliyorum ki, sosyal ve politik olaylara bağlı olmayan ve onları hiçe sayan bir olay, içinde gerçek ve geçerlilik barındırmayan bir olaydır... Ama sanatın işlevi, insanlara daha yaşanası bir dünya önerme ile sınırlı tutulabilir mi?.. İzleyicimize, salt daha iyi ortak bir dünya yaratma girişimlerinde değil, özel acılarında ve karmaşalarında da yalnız olmadıklarını anımsatmak ve onları buna ikna etmeyi denemek de bir görev olmalı diye düşünülemez ve denenemez mi?.. İşte ben de şimdi bunu yapıyorum... Deniyorum... Mutlak başarılı olacak diye yola çıkılan bir deneme değil bu..."* şeklindeki ifadeleri kullanmak suretiyle oyun akışının ve uyarla metninin aslında çok da parlak olmadığını kabullenmiş ve mahçup bir ifadeyle bunu aktarmak istemiş gibi... Gerçekten de oyun derinlikli politik arkaplan barındırmayan insana dair çerezlik bir öykü tadındaydı, metnin yazıldığı tarihler ve Türkiye'ye uyarlamanın sakilliği birleşince biraz güdük bir yapıtın ortaya çıkması kaçınılmaz olmuş. Karakterlerin dünyası izleyicinin kafası pek oturmuyor, oyuncular kendilerini diğerinden ayırt edici sıfatlarını biraz karikatürize ediyor gibiydi. Günümüzün akılcılığı da son derece saçmasapan bir hale evrildi, bunu kabul etmemek mümkün değil ancak bu öykü bizi nereden alıp nereye götürmekte? Sahne nerede başlıyor nerede bitiyor işte bu duruma akıl sır ermiyor. Ezcümle oyun kolayca hazmedilebilecek seyirlik bir oyun üstatlarım, keyifli bir tiyatro akşamı için gidilebilir. Orijinal metni yazan usta da belli ki benzer saikler doğrultusunda metni kaleme almış, ardından çeşitli çatışmalarla, sempatik gel-gitlerle oyunu izlenebilir kılmış... Oyun çift perde ve ara dahil 100 dakika... Puanım: 5/10
Sevgili Yelena Sergeyevna / İstanbul Şehir Tiyatroları